
İçindekiler
BABALIK DAVASINDA İSPAT VE BABALIK DAVASININ SONUÇLARI
1-Babalık Davasında İspat
Soybağına ilişkin davalarda uygulanacak yargılama usulü ve davanın ispatı kendine has özellik göstermektedir. Babalık davası da soybağına ilişkin bir dava olduğu için ispat konusu diğer davalardan farklıdır.
Soybağına ilişkin davalarda hakime daha geniş yetkiler tanınmış ve davanın tarafları ile üçüncü kişilere ise bazı yükümlülükler yüklenmiştir. Zira Kanunun amacı soybağının kesin olarak belirlenmesini sağlamaktır.
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 284. maddesindeki düzenleme şu şekildedir; “Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki kurallar saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır: 1. Hâkim maddî olguları re’sen araştırır ve kanıtları serbestçe takdir eder. 2. Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı, hâkimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse, hâkim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun aleyhine doğmuş sayabilir”. şeklinde belirtilmiştir.
Yani soybağına ilişkin davalardan biri olan babalık davasında taraflarca getirme ilkesi değil re’sen araştırma ilkesi uygulanmaktadır. Bununla birlikte bu davalarda davanın taraflarına ve hatta davanın tarafı olmayan üçüncü kişilere soybağının belirlenmesinde zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma ve incelemelere rıza gösterme (örneğin DNA incelemesi yaptırma) yükümlülüğü getirmiştir.
Babalık davasında; evlilik dışında doğan çocuğun, baba olduğu iddia edilen erkekten olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle baba olduğu iddia edilen kişinin çocuğun annesi ile cinsel ilişkide bulunup bulunmadığı ve çocuğun bu ilişkiden olup olmadığı saptanmaya çalışılmaktadır.
Babalık davasında, ispat yükü davacıya aittir. Yani davacı, iddiasını ispat etmekle mükelleftir. Bu davada davacının iddiası, evlilik dışında doğan çocuğun babasının davalı erkek olduğundan davacı anne veya çocuk davalının baba olduğunu ispat etmeye çalışacaktır.
TMK’nun 302. maddesinde babalık karinesi düzenlenmiştir. Babalık karinesi adi bir karine olup aksinin ispatlanması mümkündür. Bu maddeye göre “Davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü gün ile yüzsekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide bulunmuş olması, babalığa karine sayılır. Bu sürenin dışında olsa bile fiilî gebe kalma döneminde davalının ana ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse aynı karine geçerli olur. Davalı, çocuğun babası olmasının olanaksızlığını veya bir üçüncü kişinin baba olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu ispatlarsa karine geçerliliğini kaybeder.”
Bu maddeye göre davacı anne veya çocuk, çocuğun doğumundan önceki 300 gün ile 180 gün arasında kalan 121 günlük döllenme süresinde anne ile baba olduğu iddia edilen kişinin cinsel ilişkide bulunduğunu ispat ettiği takdirde çocuğun bu kişiden olduğu kabul edilir. Babalık karinesi söz konusu olduğu için ayrıca çocuğun bu cinsel ilişkiden olduğun uispat etmesine gerek yoktur. Kanunda belirtilen bu 121 günlük sürenin dışında olsa bile fiili gebe kalma döneminde anne ile baba olduğu iddia edilen kişinin cinsel ilişkide bulunduğu ispat edilirse yine çocuğun babası bu kişi olarak kabul edilir.
Davacı TMK’nun 302. maddesindeki babalık karinesine dayanarak davayı ispatlayabilir.
Tabi ki davalının babalık karinesinin aksini ispat etmesi mümkündür. Yani davalı babalık karinesini çürütebilir.
TMK’nun 302/3. maddesine göre davalı ya çocuğun babası olmasının imkansız olduğunu ya da bir üçüncü kişinin çocuğun babası olma olasılığının kendisininkinden daha fazla olduğunu ispat ederek babalık karinesini çürütebilir.
Buna göre davalı 121 günlük döllenme süresi içerisinde anne ile cinsel ilişkide bulunmuş olsa da çocuğun bu ilişkiden olmadığını iddia ve ispat edecektir. Yani gerçekleşen cinsel ilişki ile çocuğun doğumu arasında illiyet bağının bulunmadığı ispatlanacaktır. Örneğin; annenin cinsel ilişki sırasında zaten hamile olduğunu, kendisinin kısır olduğunu iddia ve ispat edebilir. Yahut davalı, bir başka erkeğin baba olma olasılığının daha yüksek olduğunu iddia ve ispat edecektir. Örneğin; 121 günlük döllenme döneminde annenin bir başka erkekle de cinsel ilişkide bulunduğu iddia ve ispat edilebilir.
Kendisine karşı babalık davası açılan davalı erkek, annenin hamile kaldığı sırada evli olduğunu iddia edebilir. Zira anne evli ise doğan çocuğun babası koca kabul edilmektedir ve baba olarak gözüken koca ile çocuk arasındaki soybağı ilişkisi nesebin reddi davası ile sonlandırılmadıkça babalık davası açılamaz, şayet açılmış ise soybağının reddi davası babalık davası açısından bekletici mesele yapılır.
Tıp biliminde ve teknolojide yaşanan gelişmeler sayesinde artık soybağının ispatı kolaylaşmıştır. Çocuğun babasının iddia edilen kişi olup olmadığı DNA testi sonucunda artık %99,99 oranında tespit edilmektedir.
2-Babalık Davasının Sonuçları
Babalık davasının mahkemece kabul edilmesi sonucunda davalı erkek ile çocuk arasında soybağı ilişkisi kurulmuş olur. Yani babalık hükmen tespit edilir. Mahkemece verilecek babalık hükmü ile çocuğun babası hukuken belli olur.
Baba ile çocuk arasında soybağı ilişkisi kurulmasıyla beraber evlilik içinde doğmuş olan çocukla evlilik dışında doğan bu çocuk arasında hukuken hiçbir fark kalmaz.
Baba ile çocuk arasında soybağı ilişkisi kurulmasıyla birlikte babanın çocuğun bakım ve giderlerine katkı sağlaması için nafaka verme yükümlülüğü doğar. Anne, çocuğun babasından açacağı ayrı bir nafaka davasıyla çocuk için iştirak nafakası isteyebileceği gibi açılan babalık davasında da anne çocuğu için nafaka isteminde bulunabilir. Hatta mahkeme davalı erkeğin baba olma olasılığını yüksek görürse babalık davası sonuçlanmadan da dava süresince tedbiren çocuğa nafaka verilmesine karar verilebilir.
Annenin babalık davası ile birlikte veya açacağı ayrı bir dava ile TMK’nun 304. maddesine göre maddi tazminat hatta Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine göre manevi tazminat isteme hakkı mevcuttur.
TMK’nun 304. maddesine göre “Ana, babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak baba veya mirasçılarından aşağıdaki giderlerin karşılanmasını isteyebilir: 1. Doğum giderleri, 2. Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri, 3. Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler. Çocuk ölü doğmuş olsa bile hâkim, bu giderlerin karşılanmasına karar verebilir. Üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşlarınca anaya yapılan ödemeler, hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirilir.”
Bu madde gereğince anne, babadan veya baba ölmüş ise babanın mirasçılarından doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri ile gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderleri isteyebilir.
Eğer anne ölmüş ise bu giderler maddi tazminat kapsamında kaldığı için annenin mirasçıları tarafından da talep edilebilir.
Doğum giderleri; annenin doğum dolayısıyla yaptığı doğumevi, hastane giderleri, doktor, ilaç ücretleri gibi giderlerdir.
Geçim giderleri; annenin doğumdan önceki 6 hafta ile doğumdan sonraki 6 hafta süreyle barınma, ısınma, yeme, içme gibi harcanması olağan giderlerdir.
Gebeliğin ve doğumun gerektirdiği diğer giderler; her ne kadar doğum giderlerinin baba tarafından karışlanacağı ayrıca belirtilmiş ise de gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderlerin de karşılanacağı belirtilmek suretiyle annenin gebe kaldığı andan doğum yaptığı ana kadar hamilelik nedeniyle yaptığı doktor, ilaç, hastane giderlerinin karşılanmasına olanak tanınmıştır. Burada giderlerin ne olduğu tek tek sayılmamış, diğer giderler denilmek suretiyle hakime somut duruma göre değerlendirme ve giderlerin kapsamını genişletme imkanı tanınmıştır.
Çocuk ölü doğmuş olsa dahi annenin talebi üzerine mahkeme bu giderlerin karşılanmasına karar verebilecektir.
Tabi ki üçüncü kişiler ve sosyal güvenlik kuruluşlarınca anneye yapılmış olan ödemeler i tazminat miktarından indirilecektir.

Ankaranın başarılı ve deneyimli boşanma avukatlarından olan Avukat Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi olarak bu yazımızda, babalık davasında ispat ve babalık davasının sonuçları konusu ele alınmıştır. Tarafların hak kaybına uğramaması ve bu zorlu süreci daha iyi atlatabilmeleri için eşler arasındaki uyuşmazlıkların alanında uzman avukatlarla birlikte gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu aşamada Ankara Boşanma Avukatı Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi bilgi ve tecrübesiyle hukuki sorunlarınızın çözümünde danışmanınız ve desteğiniz olacaktır.