
İçindekiler
BOŞANMA DAVASINI KİM AÇABİLİR ?
BOŞANMA DAVASI NEDİR ?
Boşanma davası evlilik birlikteliğini sonlandırmak isteyen eşin Medeni Kanunda sayılan sebeplerden bir veya birkaçına dayalı olarak açtığı ve dava sonucunda evlilik birlikteliğinin sonlandırılmasının talep ettiği, boşanma kararı verilmesi halinde de yeni bir hukuki durum ortaya çıkaran inşai bir davadır.
BOŞANMA DAVASINI İLK KİM AÇMALIDIR ?
Evliliğin tarafı olan kadın veya erkekten her biri boşanma davası açma hakkına sahiptir. Mevzuatta bu konuda herhangi bir sınırlama, ayrım bulunmamaktadır. Eşlerden herhangi birinin dava açma hakkı var ise de boşanma davası açabiliyor olmak, davanın kabul edileceği anlamına gelmemektedir. Önem arzeden kabul kararı ile sonuçlanacak bir boşanma davası açabilmektir.
Bu açıklamalar ışığında aile hukukunda boşanma davasının kim tarafından açılacağı konusunda cinsiyetten ziyade kusur durumu önem arzetmektedir. Zira boşanma davası açıldığında hakim tarafların kusur durumlarını belirlenip değerlendirecek ve hakimin vardığı hukuki sonuca göre boşanma konusunda karar verecektir.
Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre boşanma davasında ortaya konan maddi olgulara, delillere göre kusurun hangi tarafta ait olduğunu belirlemek hakimin takdirindedir. Tabi ki hakim bu değerlendirmeyi yaparken her somut olayı, vakıaları, delilleri o davaya göre değerlendirecektir. Bu konuda önceden bir kural koymak, ölçüt getirmek mümkün değildir.
BOŞANMA DAVASINDA KUSUR DURUMU VE SONUÇLARI
Evlilik birliğinin düzeni, sürekliliği ve korunması için eşlerin sergilemesi gereken, yerine getirmesi gereken, eşlerden beklenen davranış ve yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle boşanmaya neden olma kusur olarak kabul edilmektedir.
Kusursuz eş gibi kusurlu eş de boşanma davası açabilir. Ancak boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusuru olmalıdır. Aksinin kabulü halinde yani davalının kusursuz olmasına rağmen boşanmaya karar verilebileceğinin kabulü halinde kasıtlı olarak evlilik birliğini temelinden sarsacak davranışlarda bulunan kişiye boşanma kararı elde etme tanınmış olur. Bu durum hukukun temel ilkelerinden birisi olan “Hiç kimse kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez.” ilkesine aykırıdır. Buradan hareketle tam kusurlu eşin boşanma davası açma hakkı yoktur.
Genel olarak şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma davası açma hakkı olan eşin daha az kusurlu eş olduğu kabul edilmektedir.
Eşlerin evlilik birliği içindeki kusur durumlarına göre boşanma davasında ne şekilde karar verileceği boşanmayı davasını kazanıp kazanamayacağı incelenecektir.
Davacının Tam Kusurlu Olması
Tam kusurlu eş boşanma davası açabilir mi? Davacının tam kusurlu olması halinde boşanma davasını kazanması yani boşanmaya karar verilebilmesi mümkün olmayacaktır. Kusurlu eşin açacağı davanın durumu ilgili yazımızda ayrıntısı ile incelenmiştir.
Eğer evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olay ve davranışlarda davacı eş tam kusurlu, davalı kusursuz ise boşanma kararı verilemeyecek, açılan boşanma davası reddedilecektir.
Zira biraz önce de değindiğimiz gibi hukukun temel prensiplerinden birisi “Hiç kimse kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak hak elde edemez.” ilkesidir.
Hakim boşanma davası sırasında bütün kusurun davacıda olduğunu, davalının hiçbir kusurunun bulunmadığını belirlediği takdirde boşanma davasının reddine karar verecektir.
Örneğin; eşini döven, bıçaklayan, aldatan erkeğin hiçbir kusuru olmayan karısından boşanmak için açtığı dava reddedilecektir. Hem kusurlu ve hatalı davranmak hem de boşanma davası açarak boşanma kararı almak hukuk sistemi ve adalet duygularıyla bağdaşmaz.
Davacının Kusursuz Olması
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına davalının kusurlu davranışları neden olmuş ve davacının evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında hiçbir kusuru yok ise yani davacı kusursuz ise bu durumda davacının açtığı boşanma davası kabul edilecek ve beraberinde maddi tazminata ve manevi tazminata hükmedilebilecektir.
Davacının Az, Davalının Ağır Kusurlu Olması
Boşanma davası açmak ya da açılan boşanma davasının kabul edilebilmesi için mutlaka davacının kusursuz olması gerekmez. Davacı kusurlu ise de boşanma talebinde bulunabilir. Burada bakılması gereken tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylardaki kusur oranlarıdır. Yani eşler arasındaki şiddetli geçimsizliğin kaynağının daha çok eşlerden hangisine ait olduğudur.
Eğer davacı kusurlu fakat davalı davacıdan daha fazla kusurlu ise boşanma kararı verilebilecektir. Yani davacı, davalıya göre az kusurlu ise açılan boşanma davasının kabulüne karar verilecek ve beraberinde kusur durumlarına göre maddi tazminata ve manevi tazminata hükmedilebilecektir.
Davacının Ağır, Davalının Az Kusurlu Olması
Bu durumda da evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda eşlerden her ikisinin de kusuru bulunmaktadır. Ancak burada davalı eşin kusuru davacıya göre daha azdır.
Burada TMK’nun 166/2. Maddesi önem kazanmaktadır. TMK’nun 166/1-2. maddesine göre “Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir…”.
Bu maddede davalının davaya itiraz etme hakkı, defi hakkı düzenlenmiştir. Davacının kusuru daha ağır olduğu için davalı TMK’nun 166/2. maddesi gereğince açılan davaya itiraz etme hakkını kullanabilecektir. Eğer yapılan itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde değilse ağır kusurlu eş tarafından açılan boşanma davası reddedilecektir.
Yani ağır kusurlu eş boşanma davası açmış, bu davaya az kusurlu eş itiraz etmiş ancak davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ve evliliğin devamında eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yara kalmamış ise hakimin boşanma kararı vermesi mümkündür.
Örneğin; sırf eşini süründürmek veya ondan bazı maddi faydalar sağlayabilmek amacıyla yapılan itiraz hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilir.
Ancak unutmamak gerekir ki asıl olan kişinin iyiniyetli olmasıdır. Yani bir hakkın doğumu için kanunen iyiniyetin şart olduğu hallerde kişinin iyiniyetli olduğu kabul edilir. Yani davaya itiraz eden davalının iyiniyetli olduğu kabul edilir, davalının kötüniyetli olduğu ileri sürülmeli, ispat edilmeli ve hakim de bu kanaate ulaşmalıdır.
Davalının def’i hakkından (davaya itiraz hakkından) yararlanabilmesi için mutlaka tam kusursuz olması şart değildir, davalı az kusurlu da olsa davaya itiraz edebilir.
Ama davalı, aleyhine açılan boşanma davasında davacının kusurunun daha ağır olduğunu ileri sürmediği yani itirazda bulunmadığı takdirde hakim bu durumu kendiliğinden dikkate alamaz.
Davacı ve Davalının Eşit Kusurlu Olması
Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda her iki eşinde de eşit oranda kusurlu olduğunun hakim tarafından tespit edilmesi durumunda ne olacaktır? Zira davacı da davalı kadar kusurludur, ondan ne az ne da daha fazla kusurludur.
Eşler arasındaki evlilik birliğinin sürdürülmesinin mümkün olmadığı ancak buna neden olan olaylarda hangi eşin kusurunun daha fazla olduğunun belirlenemediği veya her iki eşin de kusurunun aynı derecede olduğu kanaatine ulaşıldığı takdirde tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilerek davanın çözümlenir.
Davacı ve davalının eşit kusurlu kabul edilmesi durumunda açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmasına karar verilir. Tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi halinde davalının TMK’nun 166/2. maddesi gereğince açılan davaya itiraz etmek hakkı bulunmamaktadır.
Örneğin; kadın da erke de zina yapıyorsa, birbirlerini dövüyorsa, erkek kumara düşkünken kadın da çocuklarıyla ve eviyle ilgilenmiyorsa eşit kusurlu kabul edilir.
Davacının ve Davalının Kusursuz Olması
Taraflar arasındaki evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylar bazen her iki eşin kusuru olmasa da ortaya çıkabilir.
Tarafların kusuru olmaksızın oluşan ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan bu olaylar “elverişsizlik” olarak adlandırılır.
Örneğin, anatomik veya ruhsal engeller nedeniyle eşlerin cinsel ilişkiye girememesi, kaza nedeniyle sakat kalan eşin ailevi görevlerini yerine getirememesi, eşin iyileşmesi mümkün olmayan ağır hastalığa yakalanması nedeniyle evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirememesi gibi.
Bu durumlarda eşler arasında geçimsizlik olmasa da evlilik birliğinin devamı mümkün değildir, tarafların evliliği devam ettirme olanağı bulunmamaktadır, taraflar arasındaki evlilik birliği zedelenmiştir. Bu durumlarda en uygun çözümün boşanma olduğu düşünülebilir.
Bunun gibi durumlarda her iki eş de kusursuz olsa dahi hakim boşanma kararı verebilecektir.

Ankaranın başarılı ve deneyimli boşanma avukatlarından olan Avukat Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi olarak bu yazımızda, boşanma davasını kim açabilir konusu ele alınmıştır. Tarafların hak kaybına uğramaması ve bu zorlu süreci daha iyi atlatabilmeleri için eşler arasındaki uyuşmazlıkların alanında uzman avukatlarla birlikte gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu aşamada Ankara Boşanma Avukatı Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi bilgi ve tecrübesiyle hukuki sorunlarınızın çözümünde danışmanınız ve desteğiniz olacaktır.