
İçindekiler
GAİPLİK NEDİR?
1-Genel Olarak
İnsan yaşamın sona ermesine neden olan ölüm, bir takım neticeleri olması nedeniyle aynı zamanda hukuki bir olaydır. Ölüm ile kişinin hak ve fiil ehliyeti ve kişiliği sona ermektedir. Ölüm ile kişiliğe bağlı haklar sona ermekte, mirasçılara geçebilen haklar ise ölenin mirasçılarına intikal etmektedir.
Bir kişinin öldüğünün kabul edilmesi için o kişiye ait olduğu tespit edilen cesedin varlığı gereklidir. Ancak bazı hallerde kişinin cesedine ulaşılamamasına rağmen hayat tecrübesine göre o kişinin ölmüş olarak varsayılabileceği, sağ kurtulması ihtimalinin olmadığı olaylar meydana gelmektedir.
Kanunda kişinin ölmüş olarak kabul edilmesini sağlayan karineler mevcuttur. Bunlar ölüm karinesi ve gaiplik karinesidir. Yani bu durumlarda kişinin cesedine ulaşılamamış ama kişi varsayımsal olarak ölmüş kabul edilmektedir.
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 31. maddesinde ölüm karinesi düzenlenmiş olup bu maddeye göre “Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa bile gerçekten ölmüş sayılır.”. Yani bir şahıs ölümüne kesin gözle bakılmasını gerektirecek durumlarda kaybolduysa ve cesedi bulunamamışsa ölmüş sayılacaktır.
TMK’nun 32. maddesinde ise gaiplik düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.”.
2-Gaiplik Nedir?
Gaiplik; bir kişinin ölüm tehlikesi içinde kaybolması durumunda veya kendisinden çok uzun zamandır haber alınamayan bir kişinin öldüğü yönünde kuvvetli olasılık olması durumunda, ilgililerin başvurusu üzerine mahkeme kararıyla öldüğü varsayılan kişinin kişiliğinin sona erdirilmesidir. Gaip; ölüm tehlikesi içinde kaybolan kişi, kendisinden uzun zamandır haber alınamayan kişi, yok olan işi, yitik kişi demektir.
3-Ölüm Karinesi İle Gaiplik Karinesi Arasında Ne Fark Vardır?
Ölüm karinesinde kişi ölümüne kesin gözle bakılan bir durumda kaybolmuşken gaiplikte kişinin ölümü hakkında kuvvetli olasılık bulunmaktadır. Yani ölüm karinesinde bir kesinlik olmasına rağmen gaiplikte bir kesinlik yoktur, kişi ölebileceği gibi hayatta kalabileceği de bir durum içinde kaybolmuştur ancak kişinin ölmüş olması kuvvetle muhtemeldir. Gaiplikte, kişinin sağ olup olmadığına ilişkin bir şüphe vardır. Bu nedenle gaiplik karinesinin uygulanması, kişinin gaipliğine karar verilebilmesi için bazı koşulların bulunması gereklidir.
Gaiplik, ilgililerin açacağı dava sonunda gerekli şartların oluştuğuna kanaat getirmesi halinde mahkemenin vereceği bir karardır. Yani gaiplik kararı ilgililerin talebi üzerine mahkeme tarafından verilen bir karardır. Oysa ölüm karinesi nedeniyle kişinin öldüğünün kabul edilmesi için herhangi bir mahkeme kararına gerek bulunmaktadır. Ölüm karinesi için gereken şartların gerçekleşmesi halinde, öldüğü veya yaşadığı yönünde hakkında bilgiye ulaşılamayan kişi mahkeme kararına gerek olmaksızın ölmüş kabul edilir. Kesin ölüm tehlikesi içinde kaybolan ve cesedi bulunamayan kişinin nüfus kaydına o yerin en büyük mülki amirinin talimatıyla ölüm kaydı düşülür.
Ölüm karinesi sonucu kişinin nüfus kaydına ölü kaydının işlenmesi halinde olayın meydana geldiği andan itibaren kişi ölü sayılacak ve ölüme bağlı bütün hukuki neticeler doğacaktır. Gaiplik kararı kesinleştikten sonra nüfus kaydına işlenecektir. Ancak kişi gaipliğe ilişkin mahkeme kararının verildiği ya da bu kararın kesinleştiği andan itibaren değil gaiplik kararı verilmesine neden olan olayın gerçekteştiği andan itibaren hukuki sonuçlarını doğuracaktır. Yani mahkemece verilen gaiplik kararı geçmişe etkili olacaktır.
Zira TMK’nun 35. maddesinde bu husus düzenlenmiş olup bu maddeye göre “Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur.”.Yani gaip olduğuna karar verilen şahıs, ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak gaip sayılacaktır ve dolayısıyla gaipliğin hukuki neticeleri bu tarihten itibaren doğacaktır.
Biraz önce değindiğimiz üzere ölüm karinesinde bir kesinlik gaiplikte ise bir şüphe bulunmaktadır. Yani gaipliğine karar verilen kişinin ölüp ölmediğine veya sağ olup olmadığına ilişkin şüphe devam etmektedir. Bu nedenle gaiplik kararı kesinleşmiş olsa dahi, gaipliğine karar verilen kişinin mirasçılarının, gerekirse, kendilerine intikal edecek mirası gaibin ortaya çıkması durumunda gaipliğine karar verilen kişiye veya daha üstün derecede olabilecek hak sahiplerine iade edeceklerine ilişkin teminat göstermek zorunluğundadır. Oysa ölüm karinesi sonucunda ölü kaydı düşülen kişinin mirasçılarının böyle bir teminat göstermeleri zorunluluğu yoktur. Bu kişinin mirasçılarına miras, herhangi bir teminat göstermeye gerek kalmaksızın intikal edecektir.
Evliliğin sona ermesi yönünden de gaiplik karinesi ile ölüm karinesi arasında farklar mevcuttur. Şöyle ki; ölüm karinesiyle ölü olduğuna karar verilen kişinin evliliği herhangi bir karara gerek olmaksızın ölü kaydının düşülmesiyle sona ermektedir. Zira evliliği sona erdiren nedenlerden birisi de ölümdür. Ancak gaiplik kararı verilmesiyle evlilik kendiliğinden sona ermeyecektir. Gaipliğine karar verilen kişinin evliliğinin sona ermesi için ayrıca evliliğin feshine ilişkin mahkemece karar verilmesi gerekmektedir.
4- Gaiplik Kararı Ve Evliliğin Feshi
Gaipliğine karar verilen kişinin evliliği kendiliğinden sona erer mi? Sorusunun cevabı hayırdır. Biraz önce de değindiğimiz gibi mahkeme gaipliği karar verse de evlilik kendiliğinden sona ermeyecektir, evliliğin sona ermesi için ayrıca evliliğin feshinin talep edilmesi ve mahkemenin evliliğin feshine karar vermesi gerekmektedir.
Bu husus TMK’nun 131. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Madde 131- Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir. Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.”.
Yani bir kişinin gaipliğine karar verilmiş olması, o kişinin eşinin yeniden evlenmesine imkan sağlamaz. Eşin yeniden evlenebilmesi için gaiplik kararının yanında evliliğin feshine ilişkin de karar alması gerekmektedir.
Gaipliğine karar verilmesi istenilen kişinin eşi gaiplik başvurusu ile birlikte evliliğin feshine karar verilmesini aynı mahkemeden isteyebilir. Yahut gaipliğine karar verilen kişinin eşi gaiplik kararının kesinleşmesinden sonra açacağı ayrı bir dava ile gaipliğine karar verilen kişi ile kendisi arasındaki evliliğin feshine karar verilmesini talep edebilir.
Ayrı, bağımsız bir dava ile evliliğin feshinin talep edilmesi halinde bu dava, davacı eşin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilecektir.
Mahkeme tarafından evliliğin feshine karar verilmesi ve bu kararın nüfus kayıtlarına işlenmesi halinde gaibin eşi yeniden evlenebilecektir.
Kişinin gaipliğine karar verilmiş ancak evliliğin feshine ilişkin henüz bir karar alınmamışsa ve gaip eş sonradan ortaya çıkmışsa, eşlerin arasında geçerli bir evlilik halen devam ettiği için eşlerin yeniden nikah yapmasına gerek bulunmamaktadır.
Kişinin gaipliğine ve aynı zamanda evliliğin feshine karar verilmiş ve gaip eş sonradan ortaya çıkmışsa, bu durumda taraflar arasındaki evlilik fesihle son bulduğu için istedikleri takdirde tarafların yeniden nikah yapmaları gerekir.
Kişinin gaipliğine ve aynı zamanda evliliğin feshine karar verilmiş ve gaip eş sonradan ortaya çıkmışsa ve ancak eş bu arada başka biri ile ikinci kez evlenmişse, bu durumda ikinci evlilik geçerliliğini devam ettirir, sona ermez. Zira ilk evlilik feshedilmiş ve geçerli olarak ikinci evlilik kurulmuştur. İkinci evlilik sona ermeden eş, gaipliğine karar verilen ilk eşine geri dönemez.

Ankaranın başarılı ve deneyimli boşanma avukatlarından olan Avukat Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi olarak bu yazımızda, gaiplik nedir konusu ele alınmıştır. Tarafların hak kaybına uğramaması ve bu zorlu süreci daha iyi atlatabilmeleri için eşler arasındaki uyuşmazlıkların alanında uzman avukatlarla birlikte gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu aşamada Ankara Boşanma Avukatı Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi bilgi ve tecrübesiyle hukuki sorunlarınızın çözümünde danışmanınız ve desteğiniz olacaktır.