
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2010/5664 E. , 2011/6274 K.
–Bağımsız Olarak Açılan Tedbir Nafakası Davasında Bildirilmemiş Kusurlu Davranışlar Boşanma Davasında İleri Sürülebilir.
MAHKEMESİ :Hatay Aile Mahkemesi
TARİHİ :12.02.2010
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm her iki tarafın boşanma davası ve fer’ileri yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Toplanan delillerden; davalı kadının boşanma davasından önce, Türk Medeni Kanununun 197.maddesine dayalı bağımsız tedbir nafakası davası açtığı ve ayrı yaşamakta haklı görülerek, lehine tedbir nafakası verildiği görülmektedir. Bu şekilde daha önce açılmış tedbir nafakası davasının olumlu sonuçlanması halinin boşanma davasına etkisini değerlendirmek gerekir. Öncelikle, tedbir nafakası davasında verilen hükmün, boşanma davasında kesin hüküm gücünde olmadığının kabulü gerekir. Ancak, tedbir nafakası davasında sabit kabul edilen hadiseler ile, ileri sürülüp sabit olmadığı belirlenen maddi olayların boşanma davasında delil değeri mevcuttur. Olumlu sonuçlanmış tedbir nafakası davası ile; her şeyden önce davacının (kadının) ayrı yaşamakta haklı olduğu tespit edilmiş olur. Ayrı yaşamakta haklı olmanın, davalıdan kaynaklanan bir maddi olaya dayanması gereklidir. Bu maddi olay, kişiliğin, ekonomik güvenliğin ve aile huzurunun ciddi biçimde tehlikeye düşmesi sonucu gerçekleşmiş olacaktır (TMK.md.197/1). Tedbir nafakası davacısına, davalının bütün kusurlu davranışlarını açıklama; davalısına da davacının kusurlu davranışlarını bildirme ve kanıtlama yükümlülüğü getirilemez. Bu nedenle tedbir nafakası davası aşamasında bildirilmemiş kusurlu davranışlar; boşanma aşamasında ileri sürülebilir. Tedbir nafakası davasında bildirilip; kabul edilmeyen davranışlar ise; boşanma davasında ileri sürülemez. Diğer yandan, gerek davacı, gerekse davalı tedbir nafakası davasında diğer tarafın kusurlu davranışlarını gösterdiği delillerle kanıtlamışsa; bunların da boşanma davasında sabit kabul edilmesi gerekir. Özetle, önceden açılan tedbir nafakası davası sonucu bakımından değil; davada sabit kabul edilen ve ileri sürülüp mahkemece sabit olmadığı kabul edilen olgu ve olaylar bakımından boşanma davasının delili olur. Tedbir nafakası davasına muhatap alan kocanın; kadının kusurlu davranışını kanıtlama yükümlülüğü olmadığı gibi; geçerli tebligata rağmen duruşmaya da katılmamış olabilir. Bu nedenle, koca açtığı boşanma davasında, tedbir nafakasında ileri sürmediği kadının kusurlu davranışlarını ileri sürebilme ve bunları kanıtlama olanağına sahip olmalıdır. Aksini kabul; tedbir nafakası davasını davalı olarak takip etmeyen eşin iddia ve savunma hakkını sınırlandırma niteliğinde olacağı gibi; önce açılan tedbir nafakası davasının sonucunun, sonradan açılan boşanma davasında bekletici sorun yapılmasını gerektirecektir. Bunun, boşanma davalarını uzatacağı, yargılama ekonomisine hizmet etmeyeceği açıktır.
Boşanma davasındaki tanık anlatımı ve diğer delillerden anlaşıldığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda kocasına ağır hakaretlerde bulunan davalı-karşılık davacı kadın da kusurlu olup, eşini döven hakaret ederek evden kovan davacı-karşılık davalı kocanın kusuru daha ağırdır. Somut olayda davacı kocanın boşanma davası yönünden Türk
Medeni Kanununun 166/2.maddesi koşulları gerçekleşmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-karşılık davalı kocanın açtığı boşanma davasının da kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenle kocanın açtığı boşanma davası yönünden BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı-davacı kadının açtığı boşanma davası ve fer’ilerine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 11.04.2011