
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 1980/620 E. 1980/620 K.
–Başlık Parası Hukuka Aykırı Olduğundan Bunu Sağlayan Sözleşme ve Taahhütler Hükümsüzdür.
Davacı vekili, müvekkilinin oğlu ile davalının kızının 1978 yılı Mayıs ayında nişanlandıklarını, evlenme zorunluluğu yaratmak için davalının müvekkilinden 1.3.1978 vadeli ( 12.000 ) liralık bono aldığını, bononun evlenme şartına bağlanmış olmasına ve evliliğinin gerçekleşmesine rağmen bononun iade edilmeyerek tahsil için bankaya verildiğini belirterek mezkur senedin iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, senet karşılığının davacıya para olarak ödendiğini, iddia edildiği gibi kız verme hususunda teminat aracı olarak alınmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı ve yemin teklifinde de bulunmayacağını beyan ettiği dayanak yapılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı cevap layihasında, dava konusu senedin davacıya ( borç karzen ) verilen para karşılığında alınmış olduğunu savunmuştur. Oysa ki, senet metninde nedeni ( malen ) olarak belirtilmiş olup, böylece senet davalı tarafından talil edilmiştir. Bu durumda isbat külfeti davacıya değil davalıya düşmektedir. Diğer taraftan davanın mahiyeti itibariyle senedin başlık parası olarak verildiği anlaşılmaktadır. Genel ahlak ve adaba aykırı bir maksadı temine mutuf bulunması nedeniyle olayda tanık dinlenilmesi mümkündür. Taraflarca gösterilen ve mahkemece dinlenilen davacı tanıklarından Remziye ile davalı tanıkları Bekir ve Mustafa senedin başlık parası olarak verildiğini beyan etmişler ve davalı tarafından da tanık beyanlarına herhangi bir itiraz vuku bulmamıştır.
Kural olarak kişinin davranış özgürülüğü, hukuk ve genel ahlak kuralları ile sınırlıdır. Daha açık bir deyimle, Türk Hukukunun başlangıç noktası olan sözleşme özgürlüğü, ancak bu sınırlar içinde kalabildiği ölçüde gerçerlik kazanır.
T.C. Anayasası’nın 40. maddesi, herkesin dilediği alanda sözleşme hürriyetine sahip olduğu ve bunun ancak kamu yararı amacı ile sınırlanabileceği yolundaki hükmü, anılan ana kuralın belirgin bir ifadesidir. İnsan kişiliğinin himayesi ile ilgili MK.nun 23.maddesinde de, aynı doğrultuda hüküm sevkedilmiştir. Kuşkusuz, bu sınırlama kişinin kendi eylemi için olduğu kadar, başkalarının dıştan eylemlerini de kapsamaktadır.
Sözleşme özgürlüğünün hukuka aykırı olarak aşılması veya etkilenmesinin müeyyidesi BK.nun 19 ve 20.maddelerinde gösterilmiş ve böyle bir bağıtın hükümsüz olduğu kabul edilmiştir.
Kişinin dilediği kimse ile evlenmesi, yasanın öngördüğü sınırlar içinde, temel hak ve hürriyetinin bir gereğidir. Normal ve iyi bir ortamda kızın dilediği erkekle evlenmesi, yasaların ona sağladığı temel haklardan olduğu kadar, onun evlilik yapmasına rıza göstermek baba ve ananın da görevidir.
Kızın babasının evlenmeye razı olmasının karşılığı olarak ( başlık ) adı altında aldığı mal veya para, bu ölçüler içinde hukuka aykırı düşeceğinden, bunu sağlayan bağıt ve taahhütler de hükümsüz sayılmalıdır. Dairemizin kökleşmiş içtihatları da bu doğrultudadır. ( 15.11.1976 gün ve E.4887 K.4912 ).
Emre yazılı senet borç ödeme vaadi niteliğinde bir yükümlülüğü ifade etmesine ve henüz ödenmemiş bulunmasına göre, BK.nun 65. maddesinin de olayda uygulama olanağı yoktur.
Bu nedenlerle başlık edimine ait borç ödeme yükümlülüğü niteliğinde olan emre yazılı senedin iptali hukuk ve genel ahlak kurallarına uygun bulunduğuna göre davanın kabulü gerekirken aksine düşünce ile kanıtlanmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün ( BOZULMASINA ), oybirliğiyle karar verildi.