
İçindekiler
BOŞANMANIN EŞLERLE İLGİLİ SONUÇLARI
1-Evlilik Birliğinin Sona Ermesi
Aile mahkemesi tarafından verilen boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte eşler arasındaki evlilik birliği sona erer. Boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte kararın bir örneği aile mahkemesi tarafından nüfus müdürlüğüne gönderilir ve nüfus müdürlüğü tarafından bu karar tarafların aile kütüğüne işlenir.
Boşanma kararının kesinleşmesiyle eşlerin birbirlerine karşı evlilik birliğinden doğan hak ve yükümlülükleri sona erer. Ayrıca boşanma davası sırasında hakim tarafından verilen geçici tedbirler kararın kesinleşmesiyle birlikte ortadan kalkar.
2-Yeniden Evlenme
Boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte evlilik birliği sona erdiği için tarafların yeniden evlenme imkanı doğar.
Boşanan erkek isterse hemen evlenebilir, erkeğin tekrar evlenmesi için belirli bir süre beklemesi gerekmez.
Ancak boşanan kadın hemen evlenemez. Zira Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 132. maddesine göre “ Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez. Doğurmakla süre biter. Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.” Yani boşanan kadının yeniden evlenebilmesi için bazı şartların gerçekleşmesi gerekmektedir. Bunlar;
1-İddet müddetinin (bekleme süresinin) dolması gerekmektedir. Boşanan kadının yeniden evlenebilmesi için beklenilmesi gereken 300 günlük süreye iddet müddeti ya da bekleme süresi denilir. Yani boşanan kadın boşanma karının kesinleşmesinden sonra 300 gün geçtikten sonra yeniden evlenebilir.
2- Boşandıktan sonra kadın doğum yaparsa bekleme süresinin dolması beklenmez. Örneğin; boşanma kararının kesinleşmesinden bir ay sonra kadın doğum yaparsa 300 günlük süreyi beklemeden kadın yeniden evlenebilir.
3-Kadının aile mahkemesine başvurarak iddet müddetinin (bekleme süresinin) kaldırılmasını istemesi gerekmektedir. İddet müddetinin kaldırılmasına karar verilebilmesi için aşağıdaki durumlardan birinin gerçekleşmiş olması gerekir.
– Kadının boşandığı eşiyle yeniden evlenmek istemesi halinde iddet müddetinin dolmasının beklenilmez, mahkeme iddet müddetinin kaldırılmasına karar verir.
-Boşandıktan sonra kadının hamile olmadığı tespite edilirse, iddet müddetinin kaldırılmasına karar verilir. Kadın, 300 günlük sürenin dolmasını beklemeden yeniden evlenebilir. Bunun için resmi sağlık kuruluşundan kadının gebe olmadığına ilişkin uzman doktor raporu alınarak mahkemeye ibraz edilmelidir. Kadının iddet müddetinin kaldırılması talebiyle aile mahkemesine başvurması durumunda, mahkeme tarafından kadının hastaneye sevki sağlanarak gebe olup olmadığına ilişkin rapor temin edilmektedir.
Aile mahkemesi, bekleme süresinin kaldırılmasına karar verince kadın 300 günlük süreyi beklemeden yeniden evlenebilecektir.
Kanun tarafından kadın için bekleme süresi düzenlemesinin amacı boşandıktan sonra 300 günlük süre içerisinde doğacak çocuğun nesebinin karışmasını engellemektir. Bekleme süresinin 300 gün olmasının sebebi, kadının hamile kalması durumunda bir çocuğun doğabileceği süre olmasıdır. Yani boşandıktan sonra doğan çocuğun soybağının karışmaması için boşanan kadın yönünden böyle düzenlenme yapılmıştır.
İddet müddetinin kaldırılmasına ilişkin davada görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise davacının yerleşim yeri mahkemesidir. Yani bekleme süresinin kaldırılmasını isteyen kadın, yerleşim yerinde (ikametgahında) bulunan aile mahkemesinde dava açacaktır.
3-Kişisel Durumun Korunması (Erginlik, Kayın Hısımlığı, Vatandaşlık)
TMK’nun 173/1. maddesi gereğince “Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur…”. Bu maddede her ne kadar sadece kadının evlenme ile kazandığı kişisel durumunu koruyacağı belirtilmiş ise de aynı husus erkek için de geçerlidir. Yani boşanma halinde erkek de evlilik ile kazandığı kişisel durumu koruyacaktır.
Kişisel durumdan kasıt erginlik, kayın hısımlığı ve vatandaşlıktır. Yani kadının veya erkeğin evlenme ile kazandığı erginlik, vatandaşlık ve kayın hısımlığı boşanma ile sona ermez.
a-Erginlik
TMK’nun 11/2. maddesi gereğince “…Evlenme kişiyi ergin kılar.”. Yani taraflar 18 yaşından küçük olsa bile evlenme ile reşit olurlar. Taraflar boşansa da erginlik devam eder, artık hukuken çocuk olarak nitelendirilmezler.
b-Vatandaşlık
Türk Vatandaşlığı Kanunu’nun 16. maddesinde evlenme ile vatandaşlığın kazanılması konusu düzenlenmiştir. Bu maddeye göre “Bir Türk vatandaşı ile evlenme doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Ancak bir Türk vatandaşı ile en az üç yıldan beri evli olan ve evliliği devam eden yabancılar Türk vatandaşlığını kazanmak üzere başvuruda bulunabilir. Başvuru sahiplerinde; a) Aile birliği içinde yaşama, b) Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama, c) Millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama, şartları aranır…”
Bu maddeye göre yabancı bir kadının veya erkeğin Türk vatandaşı ile evlenmesi ona doğrudan Türk vatandaşlığını kazandırmaz. Yabancı bir kadının veya erkeğin evlilik ile Türk vatandaşlığını kazanması için gereken şartlar şunlardır:
-En az üç yıldan beri evli olmak
-Aile birliği içinde fiilen birlikte yaşamak ve evliliğin devam ediyor olması
– Evlilik birliği ile bağdaşmayacak bir faaliyette bulunmama
– Milli güvenlik ve kamu düzeni bakımından engel teşkil edecek bir hali bulunmama
Bu şartları sağlayan yabancı kadın veya erkek Türk vatandaşlığını kazanmak için yazılı olarak başvuruda bulunabilir.
Yukarıdaki şartları sağlayarak gerekli başvuruları yapıp Türk vatandaşlığını kazanan kadın veya erkek sonradan eşinden boşanmış olsa dahi vatandaşlığını kaybetmez. Yani evlenme yoluyla Türk vatandaşlığını kazanan kadın ya da erkek boşandıktan sonra da Türk vatandaşı olarak kalmaya devam eder. Ancak boşandıktan sonra kişinin isteği halinde Türk Vatandaşlığı Kanunu’nda belirtilen prosedüre göre vatandaşlıktan çıkması mümkündür.
c-Kayın Hısımlığı
TMK’nun 18/2. maddesi gereğince “Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona ermesiyle ortadan kalkmaz.”. Yani taraflar arasındaki evlilik birliği sonlansa da kayın hısımlığı devam eder. Bu konu belirli kayın hısımları arasında evlenme yasağının mevcut olması nedeniyle önem arz eder. Zira TMK’nun 129. maddesine göre “…Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında…” denilmek suretiyle evlenme yasağının devam ettiği belirtilmiştir. Örneğin; kadın boşandıktan sonra kocasının babası ile evlenemez, kayın hısımlığı devam ettiği için evlenme yasağı mevcuttur.
4-Soyadı
TMK’nun 187. maddesine göre “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır…”. Evlenme ile birlikte kadın kocasının soyadını kullanmaya başlar. Boşandıktan sonra kadın kocasının soyadını kullanmaya devam etmez, eski soyadını kullanır. Ancak mahkeme tarafından izin verilmesi halinde kadın boşandıktan sonra da kocasının soyadını kullanmaya devam edebilir.
Kadının boşanma halinde soyadına ilişkin TMK’nun 173. maddesinde düzenleme yapılmıştır. TMK’nun 173. maddesine göre “Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekarlık soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir. Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını taşımasına izin verir. Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını isteyebilir.”
Kadın, boşanma davası sırasında veya boşandıktan sonra kocasının soyadını kullanmak istediğini belirtebilir. Mahkeme tarafından boşanma kararı ile birlikte kadının kocasının soyadını kullanmaya devam etmesine izin verilebilir. Ancak kadın boşanma davası sırasında kocasının soyadını kullanmaya devam etmek için talepte bulunmadıysa boşanma kararı verildikten sonra da açacağı bir dava ile bunu isteyebilir.
Kadının, kocasının soyadını boşandıktan sonra kullanmaya devam edebilmesi için gereken şartlar şunlardır:
-Boşanma davası sırasında veya açacağı ayrı bir dava ile boşandıktan sonra kocasının soyadını kullanmaya devam etmek için talepte bulunması
-Boşandığı kocasının soyadını kullanmakta menfaatinin bulunduğunu ispat etmesi
-Kadının, eski kocasının soyadını kullanmaya devam etmesinin kocaya bir zarar vermeyeceğinin ispatlanması
-Mahkeme tarafından kadının boşandıktan sonra eski kocasının soyadını kullanmaya devam etmesine izin verilmesi
TMK’nun 178. maddesine göre “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.”. Bu düzenlemeden hareketle kadının eski eşinin soyadını kullanmasına izin verilmesi için açacağı davayı, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde açması gerekmektedir. Ancak bu süre hak düşürücü süre olmadığı, zamanaşımı süresi olduğu için hakim tarafından kendiliğinden göz önünde bulundurulamaz. Yani boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 1 yıl geçtikten sonra bu dava açılmış ise ve davalı eski koca tarafından zamanaşımı defi ileri sürülmezse mahkeme dava açma süresinin geçtiğini kendiliğinden gözetemez.
5-Mirasçılık Sıfatının Kaybedilmesi
Evliliğin sona ermesi halinde eşlerin birbirlerine mirasçı olma durumu sona erer. Yani boşanma kararının kesinleşmesi ile birlikte eşler birbirlerine karşı mirasçılık sıfatını kaybeder.
Boşanma davası devam ederken veya boşanma kararı verilip henüz karar kesinleşmeden eşlerden birisi ölmüşse sağ kalan eş mirasçı olur mu? Bu durumlarda sağ kalan eş mirasçı olur ve mirastan pay alabilir. Ancak burada Kanunda özel bir düzenleme yapılmıştır. TMK’nun 181. maddesine göre “…Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması halinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.” Yani boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarının davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurlu olması durumunda sağ kalan eş mirasçılık sıfatını kaybedebilir.

Ankaranın başarılı ve deneyimli boşanma avukatlarından olan Avukat Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi olarak bu yazımızda, boşanmanın eşlerle ilgili sonuçları ele alınmıştır. Boşanma insanın hayatında vereceği en önemli kararlardan biridir. Boşanmanın eşler yönünden ne gibi sonuçlarının olacağı en çok merak edilen konular arasında yer almaktadır. Tarafların hak kaybına uğramaması ve bu zorlu süreci daha iyi atlatabilmeleri için eşler arasındaki uyuşmazlıkların alanında uzman avukatlarla birlikte gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu aşamada Ankara Boşanma Avukatı Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi bilgi ve tecrübesiyle hukuki sorunlarınızın çözümünde danışmanınız ve desteğiniz olacaktır.