
İçindekiler
GAİPLİK KARARININ AİLE HUKUKUNA İLİŞKİN SONUÇLARI
Gaiplik kararı nedir ve gaiplik kararının verilmesinin şartları nelerdir konuları ayrıntılı olarak önceki yazılarımızda ele alınmıştır. Bu yazımızda ise gaiplik kararı verilmesinin aile hukukuna ilişkin hüküm ve sonuçları nedir konusu ele alınacaktır.
Türk Medeni Kanununda (TMK) gaiplik kararının sonuçlarının ne olduğu tek tek ve açıkça sayılmamıştır. Ancak TMK’nun 35. maddesinde “İlândan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır.” şeklinde düzenleme mevcuttur. Yani gaiplik kararıyla birlikte kişinin ölümü ispatlanmış gibi sayılacağından ölüme bağlı hakların kullanılacağı belirtilmiştir.
Öncelikle gaiplik kararının aile hukukuna ilişkin sonuçları şu şekildedir:
1-Gaiplik Kararının Evlilik Üzerindeki Sonuçları
Gaipliğine karar verilen kişinin evliliği kendiliğinden sona ermez. Gaipliğine karar verilen kişi ile olan evliliğin sona ermesi için ayrıca ve açıkça evliliğin feshinin talep edilmesi ve mahkemenin evliliğin feshine karar vermesi gerekmektedir. Burada evliliği sonlandırıp sonlandırmamaya karar verme hakkı gaibin eşine aittir. Gaibin eşi dilerse evliliğin feshini hiç talep etmeyebilecektir. Zira evlilik birliği devam ettiği müddetçe eş, gaip eşe mirasçı olacaktır.
TMK’nun 131. maddesinde belirtildiği üzere “ Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez. Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir. Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri mahkemesinden istenir.”.
Yani bir kişinin gaipliğine karar verilmiş olması, evliliğinin kendiliğinden sona ermesine ve o kişinin eşinin yeniden evlenmesine imkan sağlamaz. Eşin yeniden evlenebilmesi için gaiplik kararının yanında evliliğin feshine ilişkin de karar alması gerekmektedir.
Kişinin gaipliğine karar verilmiş ancak evliliğin feshine ilişkin henüz bir karar alınmamışsa ve gaip eş sonradan ortaya çıkmışsa, eşlerin arasında geçerli bir evlilik halen devam ettiği için eşlerin yeniden nikah yapmasına gerek bulunmamaktadır.
Kişinin gaipliğine ve aynı zamanda evliliğin feshine karar verilmiş ve gaip eş sonradan ortaya çıkmışsa, bu durumda taraflar arasındaki evlilik fesihle son bulduğu için istedikleri takdirde tarafların yeniden nikah yapmaları gerekir.
Kişinin gaipliğine ve aynı zamanda evliliğin feshine karar verilmiş ve gaip eş sonradan ortaya çıkmışsa ve ancak eş bu arada başka biri ile ikinci kez evlenmişse, bu durumda ikinci evlilik geçerliliğini devam ettirir, sona ermez. Zira ilk evlilik feshedilmiş ve geçerli olarak ikinci evlilik kurulmuştur. İkinci evlilik sona ermeden eş, gaipliğine karar verilen ilk eşine geri dönemez.
a-Evliliğin Feshi Talebinde Yetkili Mahkeme
Evliliğin feshi talebinin gaiplik kararıyla birlikte istenmesi halinde yetkili mahkeme TMK’nun 32/2. maddesine göre belirlenecektir.
Evliliğin feshi talebinin ayrı bir dava ile istenmesi halinde yetkili mahkeme davacının yerleşim yeri mahkemesidir.
b- Evliliğin Feshi Talebinde Görevli Mahkeme
Evliliğin feshi talebinin gaiplik kararıyla birlikte istenmesi halinde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.
Evliliğin feshi talebinin ayrı bir dava ile istenmesi halinde görevli mahkeme aile mahkemesidir.
2-Gaiplik Kararının Velayet Üzerindeki Sonuçları
Gaiplik kararının verilmesinin velayetle ilgili nasıl bir sonuç doğuracağı TMK’da açıkça düzenlenmemiştir. Ancak gaiplik kararı ölüme eşdeğer neticeler doğuracağından buradan hareket etmek gerekmektedir.
Anne ve babadan birinin ölümü halinde velayet, ölen eş açısından sona erer ve sağ kalan eş velayet hakkında sahip olur. Gaiplik kararı verilmesiyle de gaip yönünden velayet hakkı sona erer ve diğer eş velayet hakkına sahip olur.
Evlilik birliği dışında doğan çocuğun velayet hakkına sahip olan annenin gaipliğine karar verilmesi durumunda velayet hakkı babaya kendiliğinden geçmeyecektir. Mahkeme tarafından babaya velayet hakkı verilebileceği gibi duruma göre çocuğa vasi tayin edilebilecektir.
3- Gaiplik Kararının Babalık Karinesine Etkisi
TMK’nun 285. maddesine göre; “Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür. Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.”.
Bu maddede babalık karinesinin gaiplik durumunda hangi tarihten itibaren başlayacağı açıkça düzenlenmiştir. Ölüm tehlikesinin gerçekleştiği tarihten veya son haber tarihinden itibaren babalık karinesinin geçerli olduğu 300 günlük süre işlemeye başlayacaktır. Yani burada gaiplik kararının kesinleştiği tarih değil gaiplik kararı verilmesine neden olan olayın tarihi esas alınacaktır. Bunun nedeni gaiplik kararının geçmişe etkili olmasıdır.
Ölüm tehlikesinin gerçekleştiği tarihten veya son haber tarihinden itibaren 300 günlük süre içerisinde doğan çocuğun babası gaiptir.
Burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır; babalık karinesinin uygulanması ancak evlilik birliğinin eş tarafından feshettirilmesi durumunda olacaktır. Eğer evlilik birliği feshedilmemişse yani evlilik birliği devam ediyorsa 300 günlük süreden çok sonra olsa da doğan çocuğun babası gaip olarak nüfus kayıtlarına işlenecektir. Ancak unutulmamalıdır ki bu durumda soybağının reddi davası açma hakkı vardır. Açılacak nesebin reddi davasında çocuğun gaipten olmadığının kolaylıkla ispatlanması mümkündür.
4-Gaiplik Kararının Nişanlılık Üzerindeki Sonuçları
Nişanlanma, birbiriyle evlenmek isteyen kadın ve erkeğin evlilik vaadiyle bir araya gelmeleri, evlenme niyetlerini birbirlerine açıklamasıdır.
Nişanlanan taraflardan birinin ölmesi halinde nişanlanma kendiliğinden sona erecektir.
Nişanlanan taraflardan biri hakkında gaiplik kararı verilmesi halinde nişanlanmanın kendiliğinden son bulup bulmadığı konusunda açık bir hüküm yoktur. Ancak nişanlanan taraflardan biri hakkında verilmiş olan gaiplik kararının kesinleşmesi halinde nişanlanmanın kendiliğinden sona erdiğinin kabul edilmesinin uygun olacağı kanaatindeyiz. Zira gaiplik kararı ölüme eşdeğer neticeler doğurmaktadır.
Nişanlanmanın gaiplik kararının kesinleşmesi ile sona ermesi halinde nişanlıların kusurundan veya nişanlılardan birine yükletilebilecek bir kusur, sebep bulunmamasından dolayı nişanın sona ermesi nedeniyle maddi veya manevi tazminat istenmesi mümkün olmayacaktır.
Ancak gaiplik kararı ile nişanlanma sona erse de nişanlılık nedeniyle verilen hediyelerin iadesi mümkündür. Zira TMK’nun 122. maddesinde “Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.” düzenlemesi mevcuttur. Gaiplik kararı da nişanlanmanın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermesi hallerinden biri olduğundan hediyelerin iadesini istemek mümkün olacaktır.
Anne baba ya da onlar gibi hareket eden kişiler, gaibin nişanlısından nişan nedeniyle vermiş olduğu hediyeleri geri isteyebilir. Ancak gaipliğine karar verilen nişanlının diğer nişanlıya vermiş olduğu hediyelerin geri istenmesi mümkün değildir. Zira hediyelerin iadesi hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan ancak gaipliğine karar verilen kişi tarafından kullanılabilecek olup gaibin de ortaya çıkmadığı müddetçe bu talebin ileri sürülmesi mümkün değildir, buradan hareketle gaibin mirasçılarının hediyelerinin iadesini talep etmeleri mümkün değildir.
Ayrıca TMK’nun 123. maddesindeki “Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” hükmü gereğince hediyelerin iadesi talebinin gaiplik kararının kesinleşmesinden itibaren en geç 1 yıl içinde ileri sürülmesi gereklidir.
5-Gaiplik Kararının Vesayet Üzerindeki Sonuçları
Vesayet altındaki kişinin ölmesi durumunda vesayet kendiliğinden sona erecediğinden benzer şekilde vesayet altındaki kişinin gaipliğine karar verilmesi durumunda da vesayet kendiliğinden sona erecektir.
Vasi olarak atanan kişinin gaipliğine karar verilmesi durumunda vesayet altındaki kişinin kısıtlılığı devam edecek ancak gaibin vasilik sıfatı kendiliğinden sona erecektir. Vasinin gaipliğine karar verilene kadar vasinin görevini yapmakta yetersiz kalacağı gözetildiğinde TMK’nun 483/2. maddesi gereğince mahkeme tarafından gaip vasi görevden alınabilecektir.

Ankaranın başarılı ve deneyimli boşanma avukatlarından olan Avukat Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi olarak bu yazımızda, gaiplik kararının aile hukukuna ilişkin sonuçları ele alınmıştır. Tarafların hak kaybına uğramaması ve bu zorlu süreci daha iyi atlatabilmeleri için eşler arasındaki uyuşmazlıkların alanında uzman avukatlarla birlikte gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu aşamada Ankara Boşanma Avukatı Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi bilgi ve tecrübesiyle hukuki sorunlarınızın çözümünde danışmanınız ve desteğiniz olacaktır.