
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2012/12466 E. , 2012/19345 K.
-Nafakanın Kaldırılması – Ahde Vefa
– Nafakanın Kaldırılması – Edimler Arasındaki Dengenin Olağanüstü Ve Kanıtlanamayacak Derecede Değişip Değişmediğinin Tespiti
MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen nafaka davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm taraf vekillerince (daval-karşı davacı vekilince) duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
HUMK.nun 438.maddesi uyarınca davanın mahiyeti itibariyle duruşma istemi reddedilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dilekçesinde; tarafların … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/307 E-2007/431 K.sayılı ilamı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, boşanma sonucunda mahkemece tasdik edilen protokol ve kurulan hüküm gereği davalı için aylık 6.000 TL yoksulluk nafakası ödenmesine ve bu nafakanın her yıl TÜFE oranında artırılmasına, velayeti anneye bırakılan müşterek çocuklar için yıllık 12.500’er TL den toplam 25.000 TL’nin her yıl Temmuz ayında ödenmesine ve her yıl TÜFE oranında artırılacağının hüküm altına alındığı, aradan geçen zaman içinde yoksulluk nafakasının 7.021,80 TL, iştirak nafakasının da yıllık toplam 29.750 TL’ye ulaştığını, kendisinin ve sahibi olduğu şirketin ekonomik kriz nedeniyle gelirinin azaldığını, davalının ise kira gelirlerinin olduğu, boşanmadan sonra emekli maaşı bağlandığı ve sabit maaşlı bir işte çalıştığını belirterek, yoksulluk nafakasının kaldırılmasını veya 1.000 TL’ye indirilmesini, çocuklar için yaptığı toptan ödemelerin kaldırılarak bunun yerine eğitim giderlerini davacının karşılaması ve 2 çocuk için 250’şer TL iştirak nafakası bağlanmasını talep etmiştir.
Davalı vekili cevabında ve karşı davasında; tarafların ahde vefa ilkesi gereğince sözleşme ile bağlı olduklarını, boşanmayı talep eden taraf olan davacının kötüniyetli olduğunu, davalının aldığı emekli aylığının iyi bir yaşam standardı sağlamadığını, boşanma esnasında da davacının çalıştığını, iddiaların yersiz olduğunu belirterek davanın reddini dilemiş, nafakalarının ise yetersiz kaldığını belirterek yoksulluk nafakasının 10.000 TL’ye, iştirak nafakalarının ise yıllık 141.000 TL’ye çıkartılmasını talep ve dava etmiştir. Mahkemece; asıl davaya ilişkin olarak, yoksulluk nafakasının 4.250 TL’ye indirilmesi, iştirak nafakalarının yeniden düzenlenmesi talebinin reddine karar verilmiş, karşı dava da reddedilmiştir. Hüküm, davacı ve davalı (karşı davacı) vekillerince temyiz edilmektedir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı tarafın bütün, davalı (karşı davacı) tarafın aşağıda belirtilenler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak, davada protokole göre belirlenen yoksulluk nafakasının kaldırılması veya indirilerek belirlenmesi istenmiştir. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle tarafların biri aleyhine katlanamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar artık o akitle bağlı tutulmaksızın değişen bu koşullar karşısında Medeni Yasanın 2.maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini isteyebilirler.
Somut olayda mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, tarafların boşanmaları sırasında mevcut ekonomik ve sosyal durumlarında dava açıldığı tarih itibariyle davacının ekonomik kriz nedeniyle zorluğa düştüğü belirtilmiş ise de davacı yönünden bir değişiklik olmadığı, davalı (karşı davacının) boşanma sırasında çalıştığı, bu şekilde anlaşmalı boşanma gerçekleştiği, davacının bu durumu bildiği, davalı (karşı davacının) boşanmadan sonra emekli maaşı alması nedeniyle ekonomik durumunda değişiklik olduğu görülmektedir.Bu durum karşısında, mahkemece yapılan ekonomik ve sosyal duruma ilişkin araştırmada davalı (karşı davacının) aldığı 500 TL emekli maaşı nedeniyle edimler arasındaki dengenin olağanüstü ve kanıtlanamayacak derecede değişmediği gözetilmeksizin, yoksulluk nafakasının 4.250 TL’ye indirilmesi doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.