
İçindekiler
NİŞANIN BOZULMASI HALİNDE MANEVİ TAZMİNAT
Manevi tazminat, kişilik hakkını oluşturan şeref, haysiyet gibi kişisel değerlere hukuka aykırı olarak yapılan saldırı nedeniyle, kişinin yaşadığı üzüntü, elem ve sıkıntının neden olduğu manevi zararın kısmen de olsa giderilmesini sağlayan bir yaptırımıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 121. maddesine göre “Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Bu düzenleme ile nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan kusursuz nişanlının acılarının telafi edilmesi yoluna gidilmiştir.
Bu maddedeki düzenleme nişanın bozulması halinde istenebilecek manevi tazminat talebi ile ilgilidir. Yani nişanın bozulması dışında karşılıklı anlaşma ile nişanın sonlandırılması, gaiplik gibi başka bir nedenle nişan sona ermiş ise bu maddeye dayanarak manevi tazminat talep edilemeyecektir.
Nişanın bozulması nedeniyle açılacak manevi tazminat talepli bu dava haksız fiile dayalı bir talep değildir, aile hukuku alanına giren bir ilişkiden doğan TMK’nun 12i. maddesinde düzenlenmiş olan bir davadır.
Ancak bunun yanında haksız fiil sayılacak bir durumun da olması halinde nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talebinin yanında ayrıca şartları mevcutsa haksız fiilden doğan manevi tazminat talebinde de bulunulabilir. Örneğin; kadına şiddet uygulanması nedeniyle nişanın bozulması durumunda hem nişanın bozulmasından kaynaklı manevi tazminat hem de haksız fiilden kaynaklı manevi tazminat talep edilebilecektir.
1-Nişanın Bozulması Nedeniyle Manevi Tazminat Talep Edilebilmesinin Koşulları
Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmesi için gereken şartlar geçerli bir nişan ilişkisinin bulunması, nişanı bozan tarafın kusurlu olması, nişanlının kişilik haklarının ihlal edilmiş olması, nişanın bozulması ile kişilik haklarının ihlali arasında illiyet bağı bulunmasıdır. Bu şartlar ayrıntısıyla aşağıda ele alınmıştır.
a-Geçerli Bir Nişan İlişkisinin Bulunması
Nişanın bozulmasından dolayı manevi tazminat talep edilebilmesi için öncelikle taraflar arasında geçerli bir nişan ilişkisinin bulunması gereklidir. Zira geçerli bir nişan ilişkisi kurulmadığı takdirde nişanlanma söz konusu olamayacağından nişanın bozulması ve nişanın bozulmasına bağlı taleplerin mevcudiyetinden söz edilemez.
Buradan hareketle nişanlanma ya da evlilik gerçekleştirme iradesi olmadan evli gibi birlikte yaşama, fiili birliktelik geçerli bir nişanlanma olarak kabul edilemez. Bu nedenle geçerli bir nişanlanma olmadan evli gibi birlikte yaşayan kişilerden birinin evden ayrılması ya da ilişkilerine son vermesi nişanın bozulması anlamına gelmeyeceğinden diğer tarafın manevi tazminat talep edilebilmesi mümkün değildir.
b- Davalı Nişanlının Kusurlu Olması
Nişanın bozulmasından dolayı manevi tazminat talep edilebilmesi için nişanı bozan ya da nişanın bozulmasına neden olan taraf kusurlu olmalıdır.
Davacının, diğer nişanlıya karşı manevi tazminat davası açabilmesi için diğer nişanlının ağır kusurlu olması şart değildir, hafif de olsa kusurunun bulunması yeterlidir, yeter ki nişanın bozulmasında kusursuz olmasın.
Buradan hareketle nişanın bozulmasında az kusuru olan nişanlıdan da manevi tazminat istenebilecektir.
Davalı nişanlının kusurunun ağırlığı, manevi tazminat miktarının belirlenmesinde dikkate alınacaktır.
c- Davacı Nişanlının Kusuru
Davacı nişanlının manevi tazminat talep edebilmesi için mutlaka kusursuz olması gerekmemektedir. Davacı nişanlı az kusurlu da olsa manevi tazminat talep edebilir, yeter ki davalının kusurundan daha az kusuru olsun.
Yani davacı nişanlının manevi tazminat talep edebilmesi için ya kusursuz olması ya da davalıya göre kusurunun daha az olması gereklidir.
Ancak davacının kusuru, nişanın haklı nedenle bozulmasına neden olacak düzeyde ise manevi tazminat talep etmesi mümkün değildir.
d- Davacı Nişanlının Kişilik Hakkının İhlal Edilmiş Olması
Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmesi için nişanlının kişilik hakkının ihlal edilmiş olması gerekmektedir. Mutlaka bu ihlalin ağır derecede olması şart değildir.
Elbette ki nişanın bozulması nedeniyle taraflar acı ve üzüntü duyacaktır. Ancak manevi tazminat isteyebilmek için, nişanın bozulması nedeniyle duyulan her manevi acı ve üzüntü yeterli değildir, manevi tazminat istemini haklı kılacak kişilik hakkını ihlal edecek acı ve üzüntü çekilmesi gerekmektedir. Üzüntü duymak tek başına manevi tazminat talep etmek için yeterli değildir, davacı nişanlının şerefinin, namusunun, duygularının yaralanmış olması, davacının küçük düşmüş olması gereklidir.
Hangi hususların kişilik hakkının ihlaline neden olacağı tek tek sayılmamıştır. Her somut durum, tarafların sosyal statüleri, çevresi, tarafların yaşadıkları yeirn küçük bir yerleşim yeri olup olmadığı, adetler, nişanın bozulma şekli, yeri ve zamanı değerlendirilerek hakim davacı nişanlının kişilik hakkının ihlal edilip edilmediğine karar verecektir. Örnek olarak; davalı nişanlının davacıyı darp etmesi, davacıya hakaret etmesi, başka bir kızı kaçırması, davacı hakkında küçük düşürücü şeref ve haysiyetini zedeleyici sözler söylemesi, asılsız ithamlarda bulunması, davacıyı cinsel ilişkiye razı etmesi, davacının hamile olması gibi durumlar örnek gösterilebilir.
Ayrıca nişanın bozulması nedeniyle davacının sağlığı bozulmuş veya tehlikeye düşmüşse örneğin davacı depresyona girerek uzun süre tedavi görmüşse davacı manevi tazminat isteyebilecektir.
e- Zarar ile Nişanın Bozulması Arasında İlliyet Bağı Bulunmalıdır
Davacı tarafın uğradığı manevi zarar nişanın bozulmasından kaynaklanmalıdır. Uğranılan manevi zarar ile nişanın bozulması arasında nedensellik bağı yoksa yani çekilen acı, üzüntü nişanın bozulmasından kaynaklanmamışsa manevi tazminat istenemeyecektir
2- Manevi Tazminat Davası Kimin Tarafından Açılır?
Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davasını sadece nişanlı açabilir. Zira manevi tazminat davası açma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır.
Tam ehliyetliler ve sınırlı ehliyetliler gibi sınırlı ehliyetsizler de yasal temsilcisinin izin veya rızasına gerek olmadan bu davayı açabilirler.
TMK’nun 25. maddesi dikkate alınarak; nişanlı ölmeden önce manevi tazminat istemini ileri sürmüş ise manevi tazminat istemi mirasçılarına geçecektir.
3-Manevi Tazminat Davası Kime Karşı Açılır?
Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat davasında davalı olacak kişi kusurlu eski nişanlıdır. Bu davanın TMK’nun 121. maddesine dayanarak başka bir kişiye yöneltilmesi mümkün değildir.
Ancak şartları var ise üçüncü kişilere örneğin nişanı bozması için nişanlıyı teşvik eden kişiye karşı genel hükümlere göre manevi tazminat davası açılması mümkündür.
4- Manevi Zararın Hesabında Dikkate Alınacak Hususlar
Nişanın bozulması nedeniyle açılan manevi tazminat davasında hakim hükmedilecek miktarı belirlerken her olayın özelliğini, nişanın bozulma sebeplerini, tarafların kusur durumlarını, nişanın bozulma şeklini, yerini ve zamanını, dürüstlük kurallarını, tarafların yaşadığı çevreyi, öre ve adetlerini, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, statülerini dikkate alarak uygun bir miktar belirleyecektir.
5- Nişanın Bozulması Nedeniyle Açılan Manevi Tazminat Davasında İspatlanacak Hususlar
TMK’nun 121. maddesi kapsamında açılan manevi tazminat davasında davacı;
-Nişan ilişkisinin geçerli olarak kurulduğunu,
-Nişanlısının (davalının) kusurlu olarak nişanı bozduğunu veya
-Kendisinin, nişanlısının kusurlu davranışı nedeniyle nişanı bozduğunu
-Nişanın bozulması nedeniyle kişilik hakkının ihlal edildiğini ve manevi zarara uğradığını ispatlayacaktır.
Davalı, nişanı haklı sebeple bozduğunu veya nişanın bozulmasında kusurunun bulunmadığını, karşı tarafın kişilik hakkının zarar görmediğini ispat ettiği takdirde dava reddedilecektir.
6-Zamanaşımı
TMK’nun 123. maddesine göre “Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar”.
Bu maddeden hareketle nişanın bozulması nedeniyle açılacak manevi tazminat davasının nişanın sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde açılması gereklidir.
7-Görevli ve Yetkili Mahkeme
Nişanın bozulması nedeniyle açılacak manevi tazminat davası aile hukukundan kaynaklandığı için bu davada görevli mahkeme aile mahkemesidir.
Yetkili mahkeme ise boşanma davasından farklı olarak davalının yerleşim yeri mahkemesidir.

Ankaranın başarılı ve deneyimli boşanma avukatlarından olan Avukat Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi olarak bu yazımızda, nişanın bozulması halinde manevi tazminat konusu ele alınmıştır. Evlilik ve bir önceki aşaması olan nişanlanma insan hayatında verilebilecek en önemli kararlardan birisidir. Nişanlanma ve nişanın bozulmasının hukuki sonuçları bulunmaktadır. Bu nedenle tarafların hak kaybına uğramaması bu konuda alanında uzman avukatlarla birlikte hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu aşamada Ankara Boşanma Avukatı Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi bilgi ve tecrübesiyle hukuki sorunlarınızın çözümünde danışmanınız ve desteğiniz olacaktır.