
NİŞANLANMA ENGELLERİ
Nişanlanma, birbiriyle evlenmek isteyen kadın ve erkeğin evlilik vaadiyle bir araya gelmeleri, evlenme niyetlerini birbirlerine açıklamasıdır. Nişanlanmaya ilişkin ayrıntılı bilgilere bir önceki yazımızdan ulaşabilirsiniz.
Geçerli bir nişanlanmanın olabilmesi için taraflar arasında nişanlanma engellerinin bulunmaması gereklidir.
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK)129-134. maddeleri arasında evlenme engellerinin neler olduğu düzenlenmiştir. Evlenme engelleri kısaca; belirli derecede akrabalık ilişkisi, mevcut evlilik ve akıl hastalığının bulunmasıdır. Evlenme engellerinin düzenlenmiş olmasına rağmen Kanunda nişanlanma engellerinin neler olduğu ayrıca ve açıkça düzenlenmemiştir. Bu nedenle nişanlanma engellerinin neler olduğunun tespiti için evlenme engelleri de dikkate alınmaktadır. Ancak her evlenme engeli nişanlanma engeli olarak kabul edilmemektedir. Burada bir ayrım yapmak gerekmektedir. Kesin evlenme engelleri nişanlanma engeli de oluşturur. Kesin olmayan evlenme engeli ise nişanlanma engeli oluşturmaz.
Geçerli bir nişanlanma olması için aşağıdaki şartların bulunması gerekmektedir:
1-Nişanlanma İmkansız Olmamalıdır.
Nişanlanmanın geçerli olabilmesi için bunun imkansız olmaması gerekmektedir. Burada akla ilk gelen husus aynı cinsiyetteki kişilerin nişanlanmasıdır. Bir kadının kadınla veya bir erkeğin erkekle nişanlanması mümkün değildir. Bu nedenle aynı cinsiyettekiler arasında yapılan nişan geçersizdir. Ayrıca kadın ve erkek arasında nişan gerçekleştikten sonra taraflardan birisinin cinsiyet değiştirmesi halinde nişanın kendiliğinden geçersiz olduğu kabul edilmelidir.
2-Nişanlanma hukuka, kamu düzenine, kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ve kişilik haklarına aykırı bir şekilde yapılmamalıdır.
3-Nişanlanma muvazaalı olarak yapılmamalıdır. Evlenme niyeti olmaksızın muvazaalı olarak yapılan nişanlanma geçerli değildir. Muvazaalı nişanlanma, gerçekte nişanlanmadıkları halde tarafların kendilerini başkalarına karşı nişanlı olarak tanıtmalarıdır.
4-Taraflar arasında kesin nişanlanma engeli bulunmamalıdır.
Kesin nişanlanma engellerinin neler olduğu açıkça belirtilmediğinden kesin evlenme engelleri kıyasen uygulanacaktır. Kesin evlenme engelleri; belirli derecede akrabalık ve akıl hastalığının mevcut olmasıdır.
a-TMK’nın 129. maddesinde belirtilen kişiler arasında kesin evlenme yasağı mevcuttur. Bu maddeye göre; “1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında, 2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında, 3. Evlat edinen ile evlatlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında” evlenme yasaktır.
Bu maddede kesin ve mutlak olarak belirli derecedeki akrabalar arasında evlenme yasaklanmıştır. Dolayısıyla bu kişiler arasında kesin ve mutlak nişanlanma engeli de mevcuttur.
Buradan hareketle üstsoy ile altsoy arasında(örneğin; anne ile çocuğu, dede ile torunu gibi), kardeşler arasında, amca, dayı, hala, teyze ile yeğeni arasında nişanlanma yasaktır. Burada yakın hısımlık, kan bağı nedeniyle yasaklanmış bir durum söz konusudur.
Kayın hısımlığı, evlenme ile meydana gelen akrabalıktır. Eşin akrabaları, diğer eşin kayın hısımları olmaktadır. Kayın hısımları ile de belirli dereceye kadar nişanlanma yasağı mevcuttur. Burada evliliğin geçerli ya da geçersiz olması veya son bulup bulmaması önemli değildir. Yani taraflar boşanmış olsa dahi diğerinin altsoyu veya üstsoyu ile nişanlanamaz. Örneğin, taraflar boşanmış olsa dahi gelin ile kayınpeder nişanlanamaz.
Evlatlık ilişkisi, yani evlat edinen ile evlatlık arasındaki hısımlık mahkeme kararı ile kurulmaktadır. Evlat edinmeyle sadece evlat edinen ile evlatlık ve onun altsoyu arasında hısımlık kurulmaktadır. Evlat edinen ile evlatlık arasında veya evlat edinenin alt soyu ve eşi ile evlatlık arasında veya evlatlığın altsoyu ve eşi ile evlat edinen arasında nişanlanma yasağı mevcuttur.
Belirtilen kişilerin nişanlanması yasaktır. Yapılan nişan geçersizdir, hükümsüzdür.
b- Ayırt etme gücünden sürekli yoksun olan kişinin evlenmesi dolayısıyla nişanlanması kesin ve mutlak surette yasaktır.
TMK’nun 13. maddesinde ayırt etme gücünün tanımı yapılmıştır. Buna göre “Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.”. Yani ayırt etme gücü kişinin eylemlerinin ve isteklerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, yönlendirebilme, makul surette hareket edebilme yeteneğidir.
Ayırt etme gücüne sahip olmayan bir kişinin fiil ehliyeti yoktur. Ayırt etme gücüne sahip olmayan kişi kendi leh ve aleyhine hak ve borç yaratamaz.
Ayırt etme gücünden sürekli yoksun olan kişi tek başına veya yasal temsilcisinin izin veya rızası ile nişanlanamaz. Şayet nişanlanmışsa nişan kesin surette geçersizdir. Ancak akıl hastalığı bulunan kişiye resmi sağlık kuruluşu tarafından evlenmesinde sakınca bulunmadığına dair doktor raporu verildiği takdirde bu kişinin nişanlanması mümkündür.
Burada bahsedilen konu sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun bulunmadır. Eğer bir kişi geçici olarak ayırt etme gücünden yoksun bulunduğu sırada nişanlanmış ise doğrudan, kendiliğinden nişanlanmanın geçersiz olduğundan bahsedilemez.
Örneğin; bir kişi alkolün veya uyuşturucu maddenin etkisi altındayken yani geçici bir süre ayrıt etme gücünden yoksunken nişanlanmış ise durum burada değişkenlik göstermektedir. Bu durumda nişanlanmanın iptali davası açılabilir ya da tek taraflı beyanla nişan bozulabilir. Nişanlanmanın iptali davasında nişanın sona erdirilmesi için nişanlının kusurlu olması gerekli değildir. Ancak tek taraflı beyanla nişan bozmak için nişanlının kusuru ya da haklı sebep gerekmektedir.
c-Mevcut evlilik devam ettiği sürece geçerli bir nişan olması mümkün değildir. Bir kişi evliyken bir başkası ile nişanlandığı takdirde bu nişanlanma genel ahlaka aykırılık nedeniyle mutlak butlanla batıl olur.
Mevcut evlilik sona erdiği takdirde kişinin nişanlanması mümkündür. Bu nedenle nişanlanmak isteyen kişinin önceki evliliğinin sona erdiğini ispat etmesi gerekmektedir.
Evli bir kişi, bekarmış gibi davranarak yani karşı tarafı kandırarak nişanlanmış ise, nişanlının koşulları bulunduğu takdirde nişanın geçersizliği nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep etmesi mümkün olabilir. Burada tazminat isteyecek nişanlının iyiniyetli olması, diğer tarafın evli olduğunu bilmemesi gerekmektedir.
Örneğin, erkek arkadaşının evli olduğunu bilerek onun evlenme teklifini kabul eden kadın, sonradan evlenme vaadiyle kandırıldığını ileri sürerek tazminat talep edemez.
Burada bahsedilen evlilik kanunun aradığı şartlara göre yapılan resmi nikahla evliliktir. Toplumda rastlandığı üzere imam nikahıyla yapılan evlilikler geçerli bir evlilik sayılmadığı, fiilen birlikte yaşama olarak nitelendirildiği için imam nikahı ile biriyle yaşayan kişinin bir başkası ile nişanlanması mümkündür.
Evlilik birliği devam ederken eşin bir başkası ile nişanlanması(nişanlanma iradesi göstermesi) sadakat yükümlülüğünün ihlali olarak kabul edilir.
5-Kesin olmayan nişanlanma engelleri nişanlanmanın geçersizliği sonucunu doğurmaz.
Örneğin; nişanlı bir kişinin bir başkası ile nişanlanması yani çifte nişanlanma durumunda her zaman ikinci nişan geçersizdir denilemez. Eğer ikinci nişan birinci nişandan örtülü şekilde dönüldüğü anlamına geliyorsa veya ilk nişanın bozulduktan sonra yapılmışsa ikinci nişan geçerlidir. Ancak kişi her iki nişanlıyı da kandırarak çifte nişanlanmışsa ahlaka aykırılık nedeniyle nişanın geçersiz sayılması yoluna gidilebilir. Burada iyiniyetli olan nişanlıların haklarının korunması amacıyla çifte nişan yapan kişiye karşı maddi manevi tazminat ve hediyelerin iadesi yoluna başvurma hakkının olduğunun kabulü gereklidir.
Bir başka örnek vermek gerekirse; TMK’nun 132. maddesine göre “Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez”. Burada her ne kadar ilk evliliğin sona ermesinden itibaren kadın için 300 gün geçmedikçe evlenemeyeceğine ilişkin evlenme engeli düzenlenmiş olsa da bu husus kesin nişanlanma engeli olarak kabul edilemez. Yani kadın ilk evliliğinin sona ermesinden itibaren 300 gün geçmeden nişanlanmış ise bu nişanlanma geçerli sayılır.

Ankaranın başarılı ve deneyimli boşanma avukatlarından olan Avukat Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi olarak bu yazımızda, nişanlanma engelleri konusu ele alınmıştır. Evlilik ve bir önceki aşaması olan nişanlanma insan hayatında verilebilecek en önemli kararlardan birisidir. Nişanlanma ve nişanın bozulmasının hukuki sonuçları bulunmaktadır. Bu nedenle tarafların hak kaybına uğramaması bu konuda alanında uzman avukatlarla birlikte hareket edilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu aşamada Ankara Boşanma Avukatı Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi bilgi ve tecrübesiyle hukuki sorunlarınızın çözümünde danışmanınız ve desteğiniz olacaktır.