
İçindekiler
SOYBAĞININ REDDİ DAVASINDA İSPAT
1-Soybağının Reddi ( Nesebin Reddi) Davası Nedir?
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 285. maddesine göre; “Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır…”
Bu maddede babalık karinesine yer verilmiştir. Bu karineye göre; evlilik içinde doğan çocuğun babası kocadır. Eğer evlilik sona ermişse, evliliğin sona erdiği tarihten itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun babası eski koca olarak kabul edilmiştir.
Ancak kanunda yer alan babalık karinesi adi bir karinedir. Yani babalık karinesinin aksini ispatlanması mümkündür. Evlilik içinde doğsa bile çocuğun babasının kocadan başka bir erkek ya da evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğsa bile çocuğun babasının eski kocadan başka bir erkek olduğu ispatlanabilir. Bunun için babalık karinesinin çürütülmesi gerekmektedir.
Babalık karinesinin çürütülmesi sadece soybağının reddi (nesebin reddi) davası açılarak yapılabilir. Yani kocanın ya da kadının tek taraflı beyanıyla ya da kadınla kocanın, çocuğun soybağına ilişkin aralarında yapacağı anlaşmayla çocuğun soybağının değiştirilmesi mümkün değildir.
2-Soybağının Reddi Davasında İspat
Soybağının reddi davasında ispat babalık karinesinin çürütülmesi noktasında toplanır. Babalık karinesinin nasıl çürütüleceği bir başka deyişle soybağının reddi davasının nasıl ispatlanacağı duruma göre değişiklik gösterir. Burada çocuğun evlilik sırasında ya da evlilikten önce ana rahmine düşmüş olmasına göre ispatlanacak husus değişmektedir.
a-Çocuğun Evlilik İçinde Ana Rahmine Düşmesi
TMK’nun 287. maddesine göre “Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı, kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır. Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.”
Tıbbi olarak bir çocuğun doğması için asgari hamilelik süresi 180 gündür. Yani evlilik tarihinden itibaren 180 gün sonra doğan çocuk evlilik içinde doğmuş sayılır. Evlilik tarihinden itibaren 180 gün geçmeden doğan çocuğun ise ana rahmine evlilik öncesinde düştüğü kabul edilir.
Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse bu durumda babalık karinesi kuvvetlidir yani babalık karinesinin çürütülmesi daha zordur. Davacı, kocanın baba olmadığını, çocuğun kocadan olma olasılığının bulunmadığını ispat etmek zorundadır.
Davacı bunu nasıl ispatlayacaktır? Burada iki olasılık söz konusudur:
Birinci olasılıkta; davacı, kadınla kocasının döllenme dönemi olan zaman döneminde cinsel ilişkide bulunmasının fiilen mümkün olmadığı ispatlayacaktır. Döllenme dönemi, çocuğun doğmasından 300 gün öncesi ile 180 gün öncesi arasındaki zamandır. Örneğin bu dönemde kadının veya kocanın yurt dışında yaşadığını, hastanede yattığını, felçli olarak yattığını, cezaevinde bulunduğunu, kocanın askerde olduğunu ispatlayabilir. Yani eşlerin cinsel ilişkide bulunmalarının fiilen mümkün olmadığı ortaya konacaktır. Babalık karinesinin çürütülmesi için mutlaka cinsel ilişkinin imkansızlığı ispat edilmelidir. Sadece şüpheye neden olan olayların ispatlanması babalık karinesini çürütmez.
İkinci olasılıkta; davacı, kadınla koca arasında cinsel ilişki gerçekleştiğini ancak çocuğun bu ilişkiden olmadığını iddia ve ispat edecektir. Yani kadının hamile kalması ile kocayla gerçekleşen cinsel ilişki arasında illiyet bağının olmadığı ispatlanacaktır. Örneğin; kocanın üreme yeteneğinin bulunmadığı veya iktidarsız olduğu ileri sürülüp ispatlanabilecektir.
Davacının, kadının döllenme döneminde başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu ispat etmesi veya döllenmeyi engelleyici önlemleri aldığını iddia etmesi yahut kadının başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğunu kabul etmesi babalık karinesinin çürütülmesine yeterli değildir. Yani kadının döllenme döneminde başka bir erkekle cinsel ilişkide bulunduğu kanıtlansa dahi bu tek başına babalık karinesini çürütmez, mutlaka koca ile döllenme arasındaki illiyet bağının kesildiği yukarıda örnek verdiğimiz durumlar ve benzerleriyle ispatlanmalıdır.
Burada hatırlanması gereken nokta DNA incelemesinin taşıdığı önem ve ispat gücüdür. Günümüzdeki tıp alanındaki gelişmelerle çocuk ile baba olduğunu veya olmadığını iddia eden kişiden alınacak kan, saç gibi örneklerle yapılacak DNA incelemesi sonucunda bir çocuğun o kişiden olup olmadığı net olarak ispatlanmaktadır. Dolayısıyla DNA incelemesi artık soybağının reddi davalarında yerini almış ve davanın ispatı için en önemli delil olmuştur.
Soybağının reddine ilişkin davalarda mahkeme iddiayı ispata yarayacak diğer delilleri toplasa bile DNA incelemesi yapılmasına karar vermektedir. Nitekim yapılacak inceleme sonucunda durum net olarak açığa çıkmaktadır. DNA incelemesi artık soybağının reddi davalarında ispatı kolaylaştırmaktadır.
b-Çocuğun Evlenmeden Önce Veya Ayrı Yaşama Sırasında Ana Rahmine Düşmesi
TMK’nun 288. maddesine göre “Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşmüşse, davacının başka bir kanıt getirmesi gerekmez. Ancak, gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur.”
Bu durumda babalık karinesinin kuvveti azdır, kocanın çocuğun babasının olmadığının ispatlanması daha kolaydır.
Zira kanuna göre çocuk ana rahmine evlilik öncesi veya ayrı yaşama sırasında düşmüşse babalık karinesinin çürütülmesi için başka delil aranmamaktadır.
Biraz öncede belirttiğimiz üzere tıbben bir çocuğun doğması için geçmesi gereken en az süre 180 gündür. Evlilik tarihinin üzerinden 180 gün geçmeden kadın doğum yapmış ise bu durumunda çocuğun evlilik öncesi ana rahmine düştüğü kabul edilir.
Yine çocuğun döllenme döneminde eşler arasında ayrılık kararı bulunuyorsa yine bunun ispatlanması yeterlidir. Tabi ki buradaki ayrılıktan kastedilen mahkemece verilen ayrılık kararıdır. Yoksa eşlerin aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle (mahkeme kararı olmaksızın) ayrı yaşaması, birlikte yaşamaya ara vermiş olmaları ve bu dönemde çocuğun ana rahmine düşmesi bu kapsamda değerlendirilemez.
Bu durumlarda davacının açtığı soybağının reddi davasında tek ispat etmesi gereken ya çocuğun ayrılık döneminde ana rahmine düşmüş olduğu ya da evlilik öncesi ana rahmine düşmüş olduğudur. Bu hususun ispatında da çocuğun doğumundan önceki 180 günlük süreye bakılacaktır. Davacının ayrıca çocuğun kendisinden olmadığını ispat etmesi için uğraşmasına gerek yoktur. Davacının ispat yükü ve babalık karinesinin çürütülmesi kolaylaştırılmıştır.
Ancak gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur. Yani kadın döllenme döneminde kocasıyla cinsel ilişkide bulunduğunu ispat ederse babalık karinesi yeniden canlanacaktır. Bu durumda davacı, çocuğun kocadan olmadığını koca ile gebelik arasında illiyet bağının bulunmadığının ispatı ile kanıtlamaya çalışacaktır.
Burada da yine DNA incelemesi büyük önem arz etmektedir. Tıbbi olarak objektif şekilde ortaya konan DNA sonuç raporu ile artık çocuğun babası kesin olarak belirlenebilmektedir.
2-Soybağının Reddinin Sonuçları Nelerdir?
Soybağı reddedilince ne olur? Soybağının reddi kararı geçmişe etkili midir?
Mahkeme tarafından soybağının reddi davasının kabulüne karar verilince artık çocuk ile nüfus kayıtlarında baba olarak gözüken kişi arasındaki soybağı ilişkisi son bulur. Çocuk, evlilik dışında doğan çocuk haline gelir. Çocuk nüfus kayıtlarında babasının hanesindeyken soybağının reddedilmesiyle birlikte annesinin hanesine taşınır. Çocuğun babası olarak gözüken kişiyle ilişkisi son bulur. Pek tabi ki çocuğun annesiyle olan soybağı devam eder. Zira anne ile çocuk arasındaki soybağı doğumla kurulur. Yani çocuğun soybağının reddedilmesi babası ile arasındaki ilişkiyi sonlandırır, annesi ile çocuk arasındaki ilişkiyi etkilemez.
Soybağının reddi kararının sonuçları geçmişe etkilidir. Yani çocuk doğduğu andan itibaren geçerli olur, çocuğun doğduğu andan itibaren baba olarak gözüken kişiyle ilişkisinin olmadığı hukuken kabul edilir.

Ankaranın başarılı ve deneyimli boşanma avukatlarından olan Avukat Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi olarak bu yazımızda, soybağının reddi davasında ispat konusu ele alınmıştır. Tarafların hak kaybına uğramaması ve bu zorlu süreci daha iyi atlatabilmeleri için eşler arasındaki uyuşmazlıkların alanında uzman avukatlarla birlikte gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu aşamada Ankara Boşanma Avukatı Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi bilgi ve tecrübesiyle hukuki sorunlarınızın çözümünde danışmanınız ve desteğiniz olacaktır.