
İçindekiler
TANIMANIN İPTALİ DAVASI
Tanıma; babanın, evlilik dışında doğan çocuğunu hukuk kurallarına uygun şekilde benimsemesi, kabul etmesidir. Baba, çocuğun kendisinden olduğunu yani kendi soyundan geldiğini kanunun aradığı şekil ve usule göre açıklar. Tanıma işlemi tek taraflı bir hukuki işlem olduğundan veya irade sakatlığı gibi nedenlerin gerçekleşmesi mümkün olduğundan yahut tanıma işleminin hatalı olarak yapılması ihtimali bulunduğundan tanıma işleminin iptali için dava açılması mümkündür. Açılacak bu davaya tanımanın iptali davası denilmektedir.
1-Tanımanın İptali Davasını Kim Açabilir?
Tanımanın iptali davasını açabilecek olanlar yani tanımanın iptali davasında davacı olarak yer alabilecek olanlar iki gruba ayrılır; tanıyan ve ilgililer.
a-Tanıyan
Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 297. maddesi gereğince “Tanıyan, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle tanımanın iptalini dava edebilir…”
Bu maddeye göre çocuğu tanıyan baba, iradeyi sakatlayan nedenlerden birinin bulunması durumunda yapmış olduğu tanımanın iptal edilmesini dava açarak isteyebilir. İradeyi sakatlayan nedenler yanılma, aldatma veya korkutma olup bu nedenlerden birisine dayanarak tanımanın iptali davası açabilir.
b-İlgililer
TMK’nun 298. maddesi gereğince “Ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptalini dava edebilirler…”
Bu maddeye göre tanıyan babanın dışında ilgililerin de tanımanın iptali davasını açma hakkı bulunmaktadır. Kanunda anne, tanınan çocuk, tanınan çocuğun ölümü halinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı ve Hazinenin tanımanın iptali davası açma hakkı olduğu açıkça belirtilmiştir. Bir de Kanunda “diğer ilgililer” denilmek suretiyle bu kişilerin dışındaki ilgili olarak kabul edilebilecek kişilere de tanımanın iptali davası açma hakkı verilmiştir. Bu kişilerin kim olduğu açıkça belli değildir. Ancak bu kişilere; tanınan çocuğun gerçek babası, daha önce çocuğa soybağı ile bağlı olan kişi, tanıyanın anne babası veya mirasçıları, tanıma işlemi sonucu mirasçılık hakkını kaybeden kişiler, tanımanın iptalinde maddi veya manevi menfaati olan kişiler örnek gösterilebilir.
2-Tanımanın İptali Davası Kime Karşı Açılır?
Tanımanın iptali davasında davalı olarak yer alacak kişiler anne, çocuk, tanıyan ve tanıyan ölmüşse mirasçılarıdır.
a-Anne Ve Çocuk
TMK’nun 297/2. maddesi gereğince “…İptal davası anaya ve çocuğa karşı açılır.”.
Bu düzenlemeye göre tanıyan baba tarafından açılacak olan tanımanın iptali davası, tanınan çocuk ve annesine karşı açılacaktır. Yani tanıyan baba tarafından açılan tanımanın iptali davasında davalılar hem anne hem de çocuk olarak yer almak zorundadır.
b-Tanıyan Ve Mirasçıları
TMK’nun 298/2. maddesine göre “…Dava tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı açılır”.
Bu düzenlemeye göre tanımanın iptali davası TMK’nun 298. maddesinde sayılan ilgililer tarafından yani; anne, tanınan çocuk, tanınan çocuğun ölümü halinde altsoyu, Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tarafından açılacaksa bu davanın tanıyan babaya karşı, tanıyan baba ölmüşse onun mirasçılarına karşı açılması gerekmektedir.
3-Tanımanın İptali Davasında Hak Düşürücü Süre
Her ne kadar tanıma işlemi yapmak için herhangi bir hak düşürücü süre bulunmasa da tanımanın iptali davası açmak için belirlenmiş hak düşürücü süreler mevcuttur.
Tanımanın iptali davasında söz konusu olan hak düşürücü süreler bu davayı açacak kişiye göre deşmektedir.
TMK’nun 300. maddesine göre “Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Yukarıdaki süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir.”
Buna göre; tanıyan babanın tanımanın iptali davasını açma hakkı, iptal sebebini öğrendiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren 1 yıl ve her halde tanımanın üzerinden 5 yıl geçmekle düşmektedir.
Tanınan çocuğun dava açma hakkı, ergin olmasından itibaren 1 yıl geçmekle düşer.
İlgililerin dava açma hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden 5 yıl geçmekle düşer.
Kanunda belirtilen bu hak düşürücü süreler içerisinde tanımanın iptali davası açılmadığı takdirde davacının tanımanın iptali davasını açma hakkı düşer.
Ancak TMK’nun 300/4. maddesi gereğince belirtilen bu süreler geçtiği halde dava açılmasında gecikmeyi haklı kılan sebepler varsa sebebin ortadan kalkmasından itibaren 1 ay içinde tanımanın iptali davası açılabilecektir.
4-Tanımanın İptali Davası Hangi Mahkemede Açılır?
Tanımanın iptali davası soybağına ilişkin bir davadır. Bu nedenle tanımanın iptali davasında yetkili mahkeme taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesidir.
Zira TMK’nun 283. maddesinde bu husus “Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır.” olarak belirtilmiştir.
Tanımanın iptali davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.
5-Tanımanın İptali Davasında İspat
Tanımanın iptali davasında ispat yükü davacıya aittir. Yani davacı, iddiasını ispat etmekle mükelleftir.
Tanıyan baba iradeyi sakatlayan nedenlerden birine (yanılma, hata, korkutma) dayanarak tanımanın iptali davası açmışsa bu nedenlerin varlığını ispat edecektir.
Tanınan çocuk, anne veya diğer ilgililer tarafından, tanınan çocuğun gerçek babasının tanıyan olmadığı yönündeki iddiayla tanımanın iptali davası açılmışsa ilgili husus bu davada ispat edilecektir. Tanıyanın baba olmadığı her türlü delille kanıtlanabilir. Bu davalar soybağına ilişkin olduğundan ispat açısından DNA incelemesi yapılması büyük önem arz eder.

Ankaranın başarılı ve deneyimli boşanma avukatlarından olan Avukat Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi olarak bu yazımızda, tanımanın iptali davası ele alınmıştır. Tarafların hak kaybına uğramaması ve bu zorlu süreci daha iyi atlatabilmeleri için eşler arasındaki uyuşmazlıkların alanında uzman avukatlarla birlikte gerçekleştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu aşamada Ankara Boşanma Avukatı Esra Demirel ve Demirel Hukuk Ofisi bilgi ve tecrübesiyle hukuki sorunlarınızın çözümünde danışmanınız ve desteğiniz olacaktır.