
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2019/5511 E. , 2021/4230 K.
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
ASLİ MÜDAHİL :…
DAVA TÜRÜ : Tanımanın İptali
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir … Aile Mahkemesi
-Tanımanın İptali DNA İncelemesi
-Uyuşmazlığın Çözümü Bakımından Zorunlu Olduğu Takdirde, Bilimsel Verilere Uygun Olmak ve Sağlık Yönünden Bir Tehlike Oluşturmamak Şartıyla, Herkes Soybağının Tespiti Amacıyla Vücudundan Kan Veya Doku Alınmasına Katlanmak Zorundadır.
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Eskişehir … Aile Mahkemesinin …. tarihli ve … Esas, … Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı asli müdahil Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez asli müdahil Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı …. tarih ve …. sayılı Davanamesi ile davalı …’ın, 14.03.2008 doğumlu A. … ve 04.03.2010 doğumlu M. … hakkında tanıma işlemi yaptığı, davalının Tepebaşı Sosyal Hizmet Müdürlüğü görevlilerine çocuk … kendi çocuğu olmadığını beyan ettiği ileri sürülerek tanımanın iptalini istemiştir. Davalı … cevap dilekçesi sunmamış, duruşmaya katılarak davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, Cumhuriyet Savcısının teknik delil elde etmeden eldeki davayı açtığından bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm asli müdahil Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmiş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş, bu son karar asli müdahil Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 297 ve devamı maddelerinde düzenlenen tanımanın iptali istemine ilişkindir.
Baba ile çocuk arasında soybağı kurulmasının yollarının biri olan tanıma TMK’nin 295 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TMK’nin 295. maddesine göre tanıma; babanın, nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmi senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla soybağının kurulmasıdır. Kurulan bu soybağının açılacak iptal davası ile kaldırılması mümkündür. TMK’nin 297. maddesinde tanıyanın iptal davası açma hakkı düzenlenmiştir. İlgili madde ile tanıyanın tanıma beyanındaki irade sakatlıklarına dayanak açacağı iptal davası ile tanımayı geçersiz hale getirmesine olanak tanınmıştır.
TMK’nin m. 297/f.l hükmüne göre tanıyanın; yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle açacağı tanımanın iptali istemli dava anaya ve çocuğa karşı açılmalıdır ve ana ve çocuk arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır.
Tanımaya karşı dava açabilecek diğer hak sahipleri ise, TMK’nin 298. maddesinde düzenlenmiştir. TMK’nin 298. maddesine göre ana, çocuk ve çocuğun ölümü halinde altsoyu, cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tanıyan, tanıyan ölmüş ise mirasçılarına karşı tanımanın iptalini dava edebilirler. Yine diğer davalarda olduğu gibi bu tanımanın iptali davasında da hak düşürücü süre bulunmaktadır. TMK’nin 300. maddesine göre tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşecek, ilgililerin dava hakkı, davacının, tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her halde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşeceği, çocuğun dava hakkı ise ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle, bu süreler geçtiği halde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilecektir.
6284 sayılı Kanunun 20/2. maddesi uyarınca Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabileceği düzenlenmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davaya konu çocuklardan 14.03.2008 doğumlu … anne … önceki evliliği sırasında, 04.03.2010 doğumlu … ise iddet müddeti içerisinde dünyaya gelmesi nedeniyle dava dışı … … ile müşterek çocukları olarak farklı tarihlerde nüfusa kaydedildikleri, anne K. ile dava dışı …’nın 11.11.2009 kesinleşme tarihli karar ile boşandığı, henüz boşanma aşaması sürerken anne ve … davalı … ile birlikte yaşamaya başladıkları, bilahare annenin yatalak hasta olduğunun ve yaşı küçük çocuklara bakılamadığının asli müdahil kuruma ihbarı nedeniyle kurumca incelemelere başlandığı, bu görüşmeler sırasında bilgisine başvurulan tanıklarca çocuklardan Ahmet’e davalının kötü davrandığının beyan edildiği, her iki çocuğa sosyal hizmet görevlisi …’ın vasi atandığı ve çocukların haklarında koruma kararı aldırılarak evvela kuruma, bilahare koruyucu aile yanına yerleştirildiği, sosyal hizmetler kayıtlarına göre davalı …’in çocukları kurumda ziyaret etmediği, anne … 15.05.2014 tarihinde öldüğü, dava dışı M. ile çocuklar arasındaki soybağının Eskişehir … Aile Mahkemesinin … kesinleşme tarihli, … sayılı kararı ile kaldırıldığı ve davalı …’in her iki çocuğu 17.09.2014 tarihli, 5 nolu tanıma senedi ile tanıyarak nüfusuna tescil ettirdiği ve eldeki davanın açıldığı anlaşıldığına göre; özellikle dosya arasında bulunan sosyal inceleme raporları dikkate alındığında, İlk Derece Mahkemesince başkaca araştırma yapılmaksızın, davalı …’in beyanını esas alarak davanın reddine karar vermesi doğru olmamıştır.
Kamu düzeni ile yakından ilgili olan tanımanın iptali davalarında, Türk Medeni Kanunu’nun 284. maddesinde belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanır. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 292/1. maddesinde, uyuşmazlığın çözümü bakımından zorunlu ve bilimsel verilere uygun olmak ve ayrıca sağlık yönünden bir tehlike oluşturmamak şartıyla, herkesin soybağının tespiti amacıyla vücudundan kan veya doku alınmasına katlanmak zorunda olduğu, haklı bir sebep olmaksızın bu zorunluluğa uyulmaması halinde hâkimin incelemenin zor kullanılarak yapılmasına karar vereceği hükmü bağlandığından, mahkemece sözkonusu hüküm çerçevesinde tanımanın iptali iddiası ile ilgili olarak davaya konu her iki çocuk yönünden DNA araştırması yaptırılıp, alınacak rapor da gözetilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararı kaldırılarak, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 373/1 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, karardan bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.